Hep bir duvarın önünde dururlardı çağrının uzaklığına ağlayıp
krallar ve köleler akardı o duvardan,
kitabeler dökülürdü
kadınlar bir yerlerde yalnız kalır
çocuklar doğar doğmaz kendini büyütürdü
karanlık kopkoyu bir karanlık sarmış şehri
sirenlerin umursamaz gürültüsü korkutuyor beni
ambulanslar hızlı hızlı seni taşıyormuşcasına huzursuzum
yoksun bulamıyorum seni