Benim yaşımdan büyükmüş meğer saçların
seni ancak bir çınar'ın dibinde uyutmalı
bana Buddha'nın kırk günlük ölüm orucunu anlatırsın belki
Aristophanes'tan kalma bir taşın nasıl bir sese bürünebildiğini
ki ben; o hayır diyen taşım
bana birkaç bin yıllık bu beni anlatırsın belki
Şimdi bir trajediydi yaşamak böyle
yani ölümün bir alkış sesiyle yansıdığı amfilerde
düşlemek baharı ve doğumları
Sysiphos'un sırtındaki kayayı parçalamak gibiydi
Ne kadarı kaldıysa o duvardan
O kadar duyulurdu o'nun sesi
bir dağın yamacında yer edinmişti kendine
dağ: boylu boyunca bir sunak
ve yine kendisineydi bütün sunular