Acı ancak gerçek bir aidiyetin tehdit altında olduğu yerde belirir. Yani acı olmadığında körüzdür, hakikaten ve bilgiye ulaşamayız: “Koptuklarında acı veren bağlar hakikidir, et haline gelmiştir. İnsan acı çektiği durumda gerçekten mevcuttur, orada -bilerek ya da bilmeyerek- sevmiştir de. Böylece dünyanın örgüsüne göz atmış oluruz: Varlık nerede acı çekebiliyorsa orada gerçekten örgününün içindedir, sadece mekanik ve mekansal bir yan yanalık değil gerçek, yani canlı bir birliktelik söz konusudur orada.” Acı olmaksızın ne sevmiş ne de yaşamışızdır.