AçelyA.

AçelyA.
Engelhardt kendisini Arkadya’ da , mutluluklar ülkesinde sanıyor ve aniden onun sırrının hiçbir zaman Kabakon olmadığını, hayaller dünyasının sonsuza değin sürüp giden ve sürekli başa dönen düzlemleri olduğunu biliyor , Engelhardt’ın güvenliği kendi doğumunun sancılarında yatıyor.
Sayfa 172·Kitabı okudu
Edebiyat
Puan vermedi·168 syf.··
2020 49. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2020 17:06
Hikaye her bir karakterin hatta eşyanın ne istediğinin söylenmesiyle başlıyor. Bir şapkanın , uyuyan bir kadının saçının dahi rüya da tarandığını görmek istemesi gibi . Benzetmeleri çok farklı, bir insanın herhangi bir eşyaya benzetilmesi , onun özelliklerine sahip olması garip geliyor okurken. Çöp tenekesindeki hikayenin ve bu hikayeyi yazan adamın yaşamı , saç örgüsü gibi birbirine dolanmış. Sombrero bir şapka . Şapkanın hikayesi o kadar saçma ki ama bu saçma olaylarının içerisine cımbızla yerleştirilmiş -yada içerisinden cımbızla çekilen- insan duyguları o kadar gerçek ki. Cümlelerin ruhu donmuş sanki , tıpkı sombrero gibi. Varlar ama hissedemiyorsun. Öteki yandan hikayenin yazarı terk edilmiş bir aşık. Acılar içerisinde , hiçbir şeyden zevk almayan -pardon Japon kadının hayalleri hariç- biri. Gerçekliğini hissettiğim tek şey Japon kadının rüyaları. Kısa ve öz rüyalar. Sombrero.. Hikayenin içinde bir şapka , varlığının ne anlama geldiğini kimsenin bilmediği , görüldüğü andan itibaren olayların başladığı sonra varlığının unutulduğu. Yazar o şapkaya ne anlam yükledi ? Belki de yaşarken elde etmeye çalıştığımız , sonra o yolda yürürken amacımızı şaştığımız ve onu unuttuğumuz şey. Şey !?
Sombrero Bir Japon RomanıRichard Brautigan · Altıkırkbeş Yayınları · 200664 okunma

AçelyA.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.··
7 saatte okudu
·
2020 49. kitabı
Richard Brautigan
6.8/10 · 64 okunma
“ O uzak bir diyardan. Benim ufak sevgilim Japonya’dan. Siyah gözleri doğunun gizemi Ve onların içine her baktığımda bayram.”
Sayfa 168·Kitabı okudu
Edebiyat
Eğer birisi ona çok yakınlaşacak şekilde uyuyan vücuduna eğilmiş olsaydı, rüyasında Kyoto’daki yağmurda yürüdüğünü hayal eden kadının vücudundan yukarı doğru süzülen sıcak , nemli, hassas, kadınsı kokuyu alırdı. Bunun sonucu o insan , elleriyle uzanıp, kadının saçında dostane elektriğin elmasları gibi ufak yağmur damlacıkların olup olmadığını öğrenmek için baştan çıkardı.
Edebiyat