Ah sevgi, gözleri bağlıyken bile
Nasıl da görür, yolunu seçer dilediğince! Nerede yiyelim? Yine kavga mi oldu burada?
Hayır anlatma, duydum olanları. Neler doğuyor nefretten, ama daha çoktur sevgiden
doğan
Ey kavgacı sevgi! Sevilen nefret!
Ey ağır hafiflik! Ağırbaşlı uçarılık!
Ey hiçten yaratılan her şey! Uyumlu biçimlerin biçimsiz kargaşası,
Kurşun tüy, parlak duman, soğuk ateş, sayrılı sağlık! Hep uyanık uyku... Bunların hiçbiri değil.
Bu sevgiyi duyarım, ama haz duymam ondan.
PRENS
Serkeş uyruklar, barış ve dirliğin düşmanları, Komşu kanıyla kılıçlarını kirletenler,
İşitmiyor musunuz?
Heey, size söylüyorum be herifler!
Damarlarından fışkıran mor fiskiyelerde
Kötü niyetli öfkenin ateşini söndüren serseriler!
İşkencenin acısını tatmak istemezseniz eğer Atın kanlı ellerden hışımla sallanan silahları Dinleyin kızgın prensinizin buyruklarını!
Siz Capulet ve Montague, bir hiç yüzünden çıkardığınız
Kavgalarınız üç kez dirliğini bozdu sokaklarımızın,
Yaşlı başlı yurttaşları Verona'nın atarak bir yana
Kendilerine yaraşan ağır süslü giysilerini
Barışla paslanmış ellerine eski mızraklarını alıp
Kullanmak zorunda hissettiler kendilerini Bastırmak için sizin uğursuz kininizi.
Bir daha bozarsanız sokaklarımızın barışını siz
Bunun bedelini canlarınızla ödeyeceksiniz! Bu seferlik hepiniz dağılın hemen
Sen Capulet, benimle geleceksin,
Sen de öğleden sonra Montague Kararımı öğrenmek için bu konuda
Her zamanki yargı yerine, Freetown'a
Bir daha söylüyorum:Hemen dağılsın canını sevenler!
Sahnemizi açtığımız şu güzel Verona'da Soylulukta birbirine denk iki aile
Eski bir düşmanlıktan gelen yeni bir kavgada;
Yurttaş kanı yurttaş elini lekeler burada.
İşte ölümcül döllerinden bu iki ailenin
Doğar yıldızları sönük iki talihsiz sevgili,
Yürek parçalayan acı yazgılarıyla bu iki genç
Ölümleriyle toprağa gömer büyüklerin kinini.
Ölümle mühürlenen aşklarının izlediği seyir
Ve kimsenin değiştiremeyeceği, çocuklarının
Yok olmasıyla son bulan ana babaların öfkesi...