"Maurice! Maurice! Haklıymışsın. Aşk yeryüzünün en güzel şeyi. Ve ben seviyorum. Delice âşığım. Onun adını biliyor musun?"
"Söyle, küçüğüm."
"Sadece Dolores."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Görüyorsun ya, Maurice; seni kucaklamak için kollarımı bile açamıyorum."
"Önemi yok. Peki ama sana ne yaptılar, küçüğüm?"
"Kalpsiz büyüklerin yaptıkları şeylerden. Ben ufacık bir saçmalık ediyorum ve bir yığın ceza alıyorum."
"Cesaret. Bu da geçecek. İlk gece hep çok ağırdır. Sonra yavaş yavaş alışacaksın."
"Çok çalıştın mı?"
"Şöyle böyle."
"Biliyor musun, biraz daha sürerse düşüp bayılacağım."
"Sonuçlara katlan. İnsan kendi olduğu şeyden ötürü hiç yakınmamalı. Cesaret!"
Güzelim saatine baktı.
"Güneşi uyandır. Öyle demiyor muydun? Evet güneşi uyandır, topu topu iki dakika var."
"Ne yazık ki gitmem gerekiyor, yavrum."
"Biliyorum. Ama daha önce bir soruya karşılık ver."
"Her zaman karşılık veririm."
"Sen de mi kötü bir gün geçirdin?"
"Hem de nasıl. Hiç bir iş yolunda gitmiyordu. Bezdirici bir gündü."
"Yorgun muydun?"
"Hâla yorgunum."
Ona gülümsedim.
"Neden küçüğüm?"
"Hiç, hiç. Kibriti çakmayı başardın."
"Emin misin?"
"Evet, güneşimi de umutla ışıttın."
"Daha iyi. Sevinçle gidebilirim."
Her zaman yaptığı gibi okşadı saçlarımı.
"Öyleyse yarın başka bir gün olacak?"
"Kuşkusuz."
Yorganımı düzeltti.
"Şimdi gözlerini kapat ve duvara dön."
Dediğini yaptım.
"İyi geceler, Küçüğüm. Rahat rahat uyu."