ünal vural

BUGÜN PAZAR Bugün pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak bu kadar mavi bu kadar geniş olduğuna şaşarak kımıldamadan durdum. Sonra saygıyla toprağa oturdum, dayadım sırtımı duvara. Bu anda ne düşmek dalgalara, bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım. Toprak, güneş ve ben... Bahtiyarım... Nazım Hikmet
Reklam
MASALLARIN MASALI Su basında durmuşuz, çınarla ben. Suda suretimiz çıkıyor, çınarla benim. Suyun şavkı vuruyor bize, çınarla bana. Su basında durmuşuz, çınarla ben, bir de kedi. Suda suretimiz çıkıyor, çınarla benim, bir de kedinin. Suyun şavkı vuruyor bize, çınarla bana, bir de kediye. Su basında durmuşuz, çınar, ben, kedi, bir de güneş. Suda suretimiz çıkıyor, çınarın, benim, kedinin, bir de günesin. Suyun şavkı vuruyor bize, çınara, bana, kediye, bir de güneşe. Su basında durmuşuz, çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz. Suda suretimiz çıkıyor, çınarın, benim, kedinin, günesin, bir de ömrümüzün. Suyun şavkı vuruyor bize, çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze. Su basında durmuşuz.
HİÇ Üşümek istiyorum dingin beyazlığında karların Isınmak istiyorum ufkun kızıl günbatımında Koşturmak istiyorum sonsuzluğunda kumsalın Atlamak istiyorum mavi berraklığına suların Yuvarlanmak istiyorum çayırın yeşilinde Süzülmek istiyorum gökyüzünde maviliğin Kaybolmak istiyorum kaygısız ormanın derinliklerinde Sığınmak istiyorum umarsız dağların dostluğuna denizlerin kederine Karışmak istiyorum rüzgara yağmura toprağa Ve dokunmak istiyorum yanağına sen uyurken sessizce yumuşacık ve sonra
ÇIKMAZ SOKAK seni tanımadan önce fark etmemiştim akordu bozuk gitarın çıkardığı ahenksiz seslere benziyormuş yüreğimden yayılıp kabuğumdan sızan düşük dalga boylu SOS sinyalleri, kimseye ulaşmadı zira sessiz bir çığlık veya denize bırakılan tıpası açık şişedeki mesaj gibi. boşa geçen yılları telafi edercesine önce çıkış yapan sprinter kadar geçersiz geç kalınmış sevdaların ürkek ve mahcup fısıltıları. yeniye doğru koşar adım kanatlanacakken eski bağlar yapıştırıyor yere her seferinde ne eskiyi reddedip ne yeniyi kabul edebildiğim çıkmaz bir sokakta durakaldım, zaman olanca hızıyla akarken ben yaşamda donakaldım. BMA Kas 20
Leonardo da Vinci; ‘Son Aksam Yemeği’ isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı… İyi’yi İsa’nın bedeninde, Kötü’yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda’nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı… Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi. Aradan 3 yıl geçti. ‘Son Akşam Yemeği’ neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı…Leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı. Günlerce aradıktan sonra Leonardo; vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı. Leonardo; yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi. Çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı. Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu… Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş; gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi: “Ben bu resmi daha önce gördüm…” "Ne zaman?" diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı. "Üç yıl önce" dedi adam.. "Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce… O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum. Pek çok hayalim vardı. Bir ressam beni İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti…" "İyi ve Kötü’nün yüzü aynıdır…Her şey insanın yoluna
Reklam