Ruhbanlık, ilahi yetkiyle mücehhez olmak anlamındadır. Şu durumda birinin sırtını Allaha yaslayarak resmen ve siyasetce başkalarına çeki düzen vermeğe yeltenmesi İslâmin esaslarına aykırı bir işdir. Ruhban Zümrenin ilahî yetkiye ve kudrete dayalı siyasî ve hatta iktisadi erki anlamındaki 'diniktidarı' İslâmla bağdaşmaz.
Bize uygulanan 'kültür soykırımı başta olmak üzre, karşılaştığımız tekmil belâların tek sebebi, İngiliz-Yahudî medeniyeti ile onun doğrudan ürünü olan İmperyalisme karşı girişilecek canhırac bir mücadelede İslâm âleminin yanısıra, ezilmişlik ve sömürülmüşlükten gayrı kaybedecek bir şeyi kalmamış yeryüzünün tekmil halklarına, toplumlarına örnek ve öncü olmamızı önlemek düşüncesidir.
"Vatan haini" ithamı, bizde nedense hesabı verilmeden, içi net olarak doldurulmadan kullanılagelen kavramların belki de başında yer alır. Vatan nedir? Bir toprağı, toprak parçası olmaktan çıkarıp vatan yapan unsurlar nelerdir? Vatan hususunda hata yapmakla hainlik yapmanın sınırlarını ne belirler? Bu tür sualler ciddiyetle cevaplanmadığı için siyasî hesaplaşmalar "vatan haini" ithamını, muhaliflerin birbirine kullandığı doğal bir silaha dönüştürmektedir.
Bugün Türkiyede bir huzur buhranı olduğunu kabul etmeyen tek fert, tek zümre, tek parti, tek sınıf yoktur. Öyleyse o bir mütearife...
Âlâ...
Peki, bütün bunların içinde, bu huzursuzluktan bizzat mesul olan veya olanlar da yok mu?