“Kişi, kendi sentezini kendisi yapacak”
Kişinin anne ve babanın kimliğini olduğu gibi taklit etmesini değil, kendi kimliğini kendisinin oluşturması gerektiğinin altını çizen Tarhan; “Söz konusu ilişkide anne kız savaşları varsa, kız annesi gibi olmaktan korkar. Annenin kişiliği eğer sevgi ve disiplini yüksek verirse, çok karışırsa, kontrolcü bir anneyse aynı zamanda çok seviyorsa, çocuk da anneye karşı hem sevgi hem öfke gelişir. Ama bir müddet çocuk annesine en çok kızdığı şeyleri kendisi yapmaya başlar. Onun için o ayrı bir birey artık. Ergenlikle birlikte genç kız veya genç erkek biraz annesinden alacak, biraz babasından alacak, biraz yakınlarından alacak, bütün toplumdan alacak ve kendisi olacak. Kendi sentezini kendisi yapacak. Onun için annesini tam olarak modellemesi de gerekmez. Kendisi olması gerekiyor. Anne, babanın kimliğini olduğu gibi taklit etmesi değil, kendi kararlarını kendi inşasını kendisinin yapması gerekiyor. Hepsinden biraz alarak kendi kimliği olacak ki ilerleme olsun, büyüme olsun, gelişme olsun. İnsan düşüncenin ilerlemesi böyle oluyor. Medeniyetlerin ilerlemesi gelişmesi böyle oluyor. Yoksa statükocu olup aynı şeyi tekrar eden toplum oluruz. Bir müddet sonra tarihin çöp sepetine atılmış oluruz. Bu nedenle bizim annesiyle olan ilişkisini düzenlemesiyle ilgili sorun olanlarda bu denilen durum olur. Ama anne kız ilişkisi sağlıklıysa böyle durumlarda yani tek özdeşim modeli annesi olmaz. Babadan da alır, çevreden de alır. Bunun sonucunda kendi özdeşimin arı gibi olmalı herkesten bir şey alıp, kendi balını üretmeli. Bunu yapabilen bir kişi için böyle bir şey söz konusu değil. Bu muhakkak ya insanın hayatında ki kimlik inşası şöyle çocukluğumuzdaki yaşadığımız hayat olayları, hikâyeler, yaşantılar hepsi bizim hayatımızda öz geçmişimizde bulunuyor.