Çevremde 'telefon ile tanışılıp ilişki kurulamaz' demelerimi yanlış çıkartmaya çalışır gibi telefonla tanıştığı bir çocukla yaklaşık 10 yıldır evli olan çok sevdiğim bir kadın var.
Sahip olduğu çocuk sağolsun tüm dünyaya kök söktürüyor (en çok da bana :d) yine de şu anda birini daha bu dünyaya getirme evresinde, hamile :)
Geçtiğimiz hafta bu çocuğu kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kaldı ve maalesef bu risk devam ediyor. Bu his benim açımdan belki de tam anlamıyla anlaşılır değil. Eşiyle beraber ne kadar paramparça hissettiklerini, ne kadar üzüldüklerini ve çaresizliklerini sadece tahmin etmeye çalışabilirim...
Anne olmak daha çocuk dünyaya gelmeden, karnında onun cinsiyetini tahmin etmeye çalışırken başlıyor aslında. Sürekli mide bulantısına belki annelik duygusu ile katlanılıyor. Kendi hasta olsa bile ilaç içmeden dayanmaya, karnındaki fasülye zarar görmesin diye çaba gösteriliyor.
Anne olmak, sürekli üzülmelerin kapısını açıyor belli ki. Ama bunun karşılığında ne veriyor ki bunca insan anne oluyor? Bunu anlamak için de anne olmak gerekiyor sanırım.
Paradoks
Bu hayatta sahip olduğum en önemli kişiyi düşünürken aklıma annem geliyor. Kendisi ile sık sık tartışmalar yaşasam da görünmez bir bağ ile bağlı olduğumuzu düşündüğüm hanımefendi. Annem bana o kadar güzel anne oluyor ki gelecekte bir yerlerde anne olma fikri korkutucu geliyor. Çünkü anne olmak aslında kendin için yaşamayı bırakıp çocuğun için yaşamak oluyor. Sürekli bitmeyen bir fedakarlık silsilesi. Önceliklendirmelerinin seni boğduğu bir süreç.
Anne olmak kanatsız bir melek olmak gibi bir şey sanırım. Sürekli bir kişinin iyiliğini düşünmek. Sorumluluk almak ve aslında sorumluluk sahibi olmadığın işleri yapmadığın için azar işitmek.
Annelik dünyanın en zor işi bence. Çünkü bir canlının hayata gelişine vesile olmaktan çok daha fazlası anne olmak. Çünkü anne olmak, hayatını o canlıya adamak demek.
Paradoks