Bitti...
Düşmenin, kaybolmanın, herkesten sakladığımız o aciz yanımızın
en güzel tercümanıdır Tarık Tufan... 40 yaşına girdiği gün kaybolduğunu farkeder Hakan...
O güne kadar kendi de dahil herkesten sakladığı sahte kimliğini artık taşıyamaz...
Mış gibi yaşayamaz...
Geçmişin yükü bir anda düşen sırtından....
Ve kitabı şöyle bitirir yazar;
"Olanlar oldu ve hayatımın yasını tutmaktan artik vazgeçiyorum...."
Sesinde kötü biten gecelerin buruk tadı, çok uzaklardan gelip aradığını bulamayanların üzüntüsü, aynı yatakta iki kişilik yalnızlığın kırgınlığı vardı.
Ömrü boyunca en maharetli olduğu konuyu sorsalar, hiç şüphe yok ki, duygularını gizlemek olduğunu söylerdi Yıldız. Bunu iftiharla değil kalbine dikenler batarak itiraf ederdi; öğrenene kadar çok canı yanmıştı.
Doğru insanı bulmak düşüncesi gitgide inandırıcılığını yitiriyordu.Öyle biri olduğuna dair beklentilerini bir yana atmıştı, bir gün bir adamla karşı karşıya geldiğinde gökten rengarenk yıldızlar dökülmeyecekti üzerlerine, güneşin ışıkları güzel kokulu çiçeklere dönüşmeyecekti, öyle düşsel, masalsı bir karşılaşma olmayacaktı hayatı boyunca.
Masallara inanmayı çoktan bırakmıştı.