Ömrü boyunca en maharetli olduğu konuyu sorsalar, hiç şüphe yok ki, duygularını gizlemek olduğunu söylerdi Yıldız. Bunu iftiharla değil kalbine dikenler batarak itiraf ederdi; öğrenene kadar çok canı yanmıştı.
Doğru insanı bulmak düşüncesi gitgide inandırıcılığını yitiriyordu.Öyle biri olduğuna dair beklentilerini bir yana atmıştı, bir gün bir adamla karşı karşıya geldiğinde gökten rengarenk yıldızlar dökülmeyecekti üzerlerine, güneşin ışıkları güzel kokulu çiçeklere dönüşmeyecekti, öyle düşsel, masalsı bir karşılaşma olmayacaktı hayatı boyunca.
Masallara inanmayı çoktan bırakmıştı.
Aynı kederi paylaştığınız o ruhla karşılaştığınızda, tanıdık bir şeyleri görmek umudunuzu diriltir.
Bir mucize kadar hayret verici bir karşılaşma; ortak kederli ruhların birbirini bulması...
Zaman geçince bazı yaşanmışlıkların unutulduğunu sanıyoruz, öyle olmuyor, vücudumuzda saklanan belalı,sinsi bir virüs gibi zayıf anlarımızı kolluyorlar, fırsatını bulunca her şeyin acısını çıkarmak istercesine merhametsizce saldırıyorlar.