"Sen kendine bak başkasına bakma...
Kendinle uğraş başkasının nasıl yaşadığı seni alakadar etmez, kendi işine bak.
Kimse söylemediği şeyi yapmasın, yapmadığını da söylemesin yeter.
Bu kadar basit aslında.(...)
Modernite, bakışın dışarıya çevrilmesiyle başlayan bir hadisedir. Halbuki vahiy dini islam diyor ki, 'önce kendine bak!
İç dünyana bakarak başla, çünkü dışarıda gördüğün zaten iç dünyanın yansımasıdır..."
"Siz gerçekten dünyayla hiç konuşmuyorsunuz!
Âlemin etrafınızda dönüşü sizi hiç ilgilendirmiyor.
Toprağa söyleyecek bir şeyiniz yok.
Suya söyleyecek bir şeyiniz yok.
Havaya söyleyecek bir şeyiniz yok.
Güle ve bülbüle seslenmiyorsunuz.
Renge ve ışığa dokunmuyor sözleriniz...
Siz gerçekten yaradanla hiç konuşmuyorsunuz!
Seslerin duaya dönüştüğü bir seyrü seferden haberiniz yok.
Küçük itiraflarda bulunmuyorsunuz O'na. Günahlarınızı tutup getirmiyorsunuz huzuruna...
O’ndan istemeyi bilmiyorsunuz.
O'nu yaşamayı dillendiremiyorsunuz..."
"Hakk Teâlâ'nın sizi sevmesi, size ihtiyacı olduğu için değil, size rahmeti icabıdır. O seni seviyorsa, senin için seviyor; kendisi için değil. Taat üzere olmanı sever, çünkü faydası sana... Sana gereken seni senin için sevenle olmak, kendisi için sevenden de uzak durmak..."
Eğer günahlar bağışlanmayacak olsaydı Cennete sadece peygamberler ve melekler girerlerdi…
Biz melek ya da peygamber değiliz.
İllaki irili ufaklı günahlar işleyeceğiz. Allah-u Teâlâ bizlerin işlediği günahtan çok, o günahlar için tövbe etmememize kızıyor…