Şüphesiz ki; insanoğlu yaratmayı yeni yıllar açmayıp sever. Peki, ama neden yıkmayı da, parçalamayı da, kargaşayı da bir o kadar seviyor? Yıkmayı, parçalamayı içten içe sevmesinin sebebi hedefe varmaktan, yaratmakta olduğu yapıyı bitirmekten gizlice bir korku duyuyor olması olabilir mi? Belki de yaptığı eseri yakından değil, yalnızca uzaktan sevmektedir...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Fakat insanoğlu aptal değilse bile korkunç derecede nankördür. Nankörlerin en nankörüdür. Eşsiz bir nankör! Hatta insanoğlu için en iyi tanımlamada şöyle olmalıdır: iki ayaklı minnet bilmez bir yaratık.
Kendi kafamda maceralar yaratıyor, bambaşka bir hayat kurguluyor, bu şekilde hiç değilse yaşamayı -hayatta kalmayı- başarıyordum. Defalarca, Yok yere bir şeylere incindiğim olmuştur. Gerçekte incinmem için hiçbir sebep olmadığı halde, kendimi öylesine inandırıyordum ki; sonunda kendimi tamamıyla kırgın ve gücenmiş hissediyordum.