Barıs

Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves ettim gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi. Çeşme var, kurnası murdar yazgım kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi. Gençtim ya, ne farkeder deyip geçerdim
Reklam
Sessiz Gemi Artık demir almak günü gelmişse zamandan Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli, Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden, Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.
''Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;. Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.. İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;. O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.. Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;. Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.. Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,. Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.. İstanbul benim canım;. Vatanım da vatanım.... İstanbul,. İstanbul.... Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;. Servi, endamlı servi, ahirete perdelik.... Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;. Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat.... Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;. Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare? ... Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;. Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet.... O manayı bul da bul!. İlle İstanbul'da bul!. İstanbul,. İstanbul.... Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;. Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği..
Yeryüzünün öğretmeni olmak için, gökyüzünün öğrencisi olmak lazım. Aliya İZZETBEGOVİÇ
Artık iyi olanların degil iyi oynayanların dunyasi burası..