Nasıl ki insan, bedeninin gıdaya olan ihtiyacını almak zorunda olduğu besinlerle gideriyor ise, manevîyatı olan ruhun ve kalbinin de aynı şekilde "gıdaya" ihtiyacı vardır. Bedenin ihtiyacı için enva-i çesit besin vardır. Ancak kalbin ve ruhun gıdası Allah'a muhabbettir, zikirdir, huşûdur.
Peki, bizler namazdan sonra ve sair zamanlarda dua ederken gücü temsil eden ellerimizi açarak ne yapmış oluyoruz?
Dileniyoruz! Allah'tan dileniyor, diliyoruz. Hiç boşuna kibre kapılmayalım, gurur duyalım;
Bütün insanlar, bütün yaratılmışlar bilsinler ki Rabbimizin kapısında birer dilenci olmanın eşsiz nimet ve büyük şeref olduğunu kabul ediyoruz.
Abdest alan bir mü'min önce Rabbine kalben, içtenlikle istiğfarda bulunur, tevbe eder, yaptığı kötülükleri tekrarlamayacağının sözünü verir. Mü'min zikriyle, fikriyle, elleriyle, diliyle, gözüyle, ayakları ile düştüğü günahları tekrar etmeyeceğini söyler abdest ibadeti esnasında Rabbine.