"Ben geldim Tanrım. Bak işte bitmedi kahrım..." diye haykırdı sonunda münferit, sonunda bir yere varmış gibi...
Araf. "Ben geldim" demenin altında yatan anlamı sorgularken bir süre, bunun aslında bir son değil, yeni bir başlangıç olduğunu fark etti. "Ben geldim" demek, bir varış noktası değil, bir yolculuğa çıkışın işaretiydi.
"Ben sevdim" demekse,sevginin sonsuz döngüsünde kaybolup gitmek gibiydi. her "ben" ile başlayan hece,aslında bir sonun da başlangıcıydı.
Yeniden dönmek, her zaman karmaşık duyguların kapısını aralar.Evine döndüğünde, herşeyin hem tanıdık hem de yabancı gelmesi, zamanın ne kadar hızlı geçtiğini ve aynı zamanda ne kadar durduğunu hatırlatır insana.
Diri bedenler içine ölü ruhlar katıyorum
Sonra arkama bile bakmadan kaçıyorum
Yani ben insansız uçaklardan da korkuncum
Her kaçakçı cesette bir sen bırakıyorum.
Her gördüğüm tanrıdır sanıyorum
Sonra bütün tanrıları sana geriyorum
Yani ben Musevi kavminden de sapkınım
Musa her geldiğinde bir puta tapıyorum
Hani tanrılar ölmezdi Gönül Hanım?
Bak öldü ya işte!
Rahmeti yetmez kendine bile.
Allah’ım; O kadar yal()nızım ki;
Atsam bir kuyuya diyorum kendimi,
Karanlık öper kesin gözlerimi...
Düşsem bir uçurumdan aşağıya;
Düş’sem toprağa,
Ya toprak acır bana
Ya toprağın acır canı da..
Bütün acılar sevişsin istiyorum içimde
Seviştikçe çoğalır belki de...
Çünkü bir acım varsa bilirim ki o yalnızdır
Yalnızlıktan ya acım acır bana
Ya acımın acır canı da...
Yalnızlık bir yankıdır;
Allah’ım o kadar acım ki üstelik!