Vücudum bunca işleme rağmen kanamıyor ama derilerim parça parça dökülüyordu, sıvası kalkan binalar gibi olmuştum... Kırk bin geyik: Al benekli, kahverengi… Kırk bin canı geri getirir gibi gelmiş durmuş evin önünde. Şaha gitmek için yola çıkan kırk bin geyik, Yavuz’a rağmen gelmiş durmuş evinin önünde. Padişahın toprağa hasreti gibiymiş geyiğe hasreti.”
Gece. Kimse gecenin çabuk geçmesi için dua etmiyordu yıldızlar bizi parçalayan büyük ateşin kıvılcımlarından başka bir şey değildi. Bir gün bu ateş söndüğünde gökyüzünde sönmüş yıldızlardan, ölü gözlerden başka Hiçbirşey kalmayacak.