Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Neyine değdi Firuze? Aklımı kaçıracağım neyine değdi? Küçükken annem babam ölseydi de bana Leyla ve Hüseyin baksın demişsin. Neyine değdi?"
"Ben senin beş gram bile fazla nefretine dayanamazmışım."
"Seni beş gram mı yaşattı? Sana da yazık değil mi? Onlar seyr-ü sefa içinde yaşarken kendine bunu yaşatmışsın."
"Bir gün bile tutma yasımı. Bir gün bile ağlama. Seni çok seviyorum."
Elimdeki kadeh yere düştü, parçalandı. Gözlerimi kapattım. Altıncı denemedi. Belki yedi. Bilmiyordum ama bu kez başarıyordum, onu biliyordum. Beş kere intihar etmiş birine başkent emanet edilmezse altı kez ihanet etmiş birine güvenilmezdi. Birini babam birini Ali Ecevit öğretti. Başardım, gülümsedim. Vaademi doldurdum."
"Öyle unuttum onu. On sekiz yıl sonra aynı yere gönderdin. Ne yapacak orada? Ben yaktım Firuze? Yaktım Ecevit'i. Ben yaktım. Altı yaşındaki... Kıyamazdım ki... O yaşta üşütürüm sanıyordum. Yalan, söylediklerimiz... affeder mi? Etmezler... Olamadı oğlum. Bitti. Sadece güvenilir bir iş yapmak istedim... Bir dakika sonra... Ben her şeyi... Tavan yarıldı sandım. Hep her yerde... Esat anladı... Dört duvar arasında... Göremediğim... Hatırlıyor şimdi. O... içine sıçtı? Kurtulsa ne olur? Bir gün yetmez mi ona? Ben yaptım. Kendi ellerimle yaptım. Yedi yaşında yakmıştım şimdi de yaktım. Firuze zaten hep Ecevit'i yakardı. Bitti. Her şey bitti. Bitirdin onu. Öl, bu sefer öl. Sakın yaşama. Önce Ecevit çıksın. Çıksın tabii. Dört duvar arası. Nefes bile alamıyordur şimdi."