Kurt, burnunun dibine sokulduğu hâlde, hâlâ onun kurt olmadığına kendini inandırmaya çalışan yaşlı eşeğe benziyoruz. Toplumsal, ekonomik, kültürel, hatta bireysel tüm ilişkilerde bir bencillik ve çıkarcılık sürüyor. Kurdun ıslak nefesini ensemizde hissetmemize ve ölecek denli korkmamıza rağmen başımızı kuma sokuyoruz. Hem birbirimizi hem de kendimizi kandırmayı sürdürüyoruz. Ortak, toplumsal bir yalanı paylaşıyoruz. Oysa başka türlü yaşamanın yolları da var.