Koltuğuna tünermiş seher vakti hep, bir kadının yalnızlığı. Okuduğu her kitabın dokuzuncu satırına saklarmış acılarını. İnce parmakları ne zaman mutluluk dese soğumuş kahvesinde kalırmış hep heveslerinin dumanı. Boyası dökülmüş kireç kaplı duvarları gün yüzü görmezmiş hiç. Bir parça kirli, kırık penceresinden gördüğü kadarmış o koskoca görkemli hayatı... Tek kişilik yatağında çatlaklarından sızan umutları, gece olunca üşütürmüş anılarını her gün doğumunda. Gizlermiş siyah tüllerin ardına, kimseler göremesin diye sevdasını. Bazen de kimsesiz sokağının derme çatma kaldırımlarına bakan tarafında açarmış manolyaları. Can suyu olurmuş gecenin koynundayken yağmurdan bi haber ıslanan yanakları. Bir kadının tan vakti ıslanırmış hep baş ucu şiirleri. Sayfaları kırılır mürekkebinden dağılırmış. Sevgisi parmak uçlarından aşınırmış, saat saat özlemi kağıtlar yetmeyince. Bir kesik daha atıp gün sayarmış gelmeyene inat kalabalık ince beyaz bilekleri.....