1000Kitap Logosu
Bayan_ Kitap
TAKİP ET
Bayan_ Kitap
@Bayan_Book
Aslında sadece kendimizle konuşuruz.. Bazen yükseltiriz sesimizi,başkaları da duyar mı diye. Ah Halil Cibran instagram.com/bayan_book?r=nameta...
null
null
1338 okur puanı
22 Mar 2018 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
366 syf.
·
Puan vermedi
Bu hikaye,tarihte günümüze kadar uzanan insan zekasının kayıtlarına maruz kalarak, inanç,adet,gelenek adı altında ritüellerini gerçekleştiren... düşünemeyen cahil hastalıklı toplumların hikayesi. Kitapta Modern toplumlar ve halk toplumları arasındaki modeller, inançlar,adetler kıyaslanmış olsa da anlatımdaki amaç insanlık tarihindeki insan adaptasyonunun daha iyi anlaşılmasıdır. Anlatımıyla, her halükarda mükemmel topluluk yoktur, ideal adaptasyon yoktur.. kanısına varıyor yazar “Bilerek ya da bilmeyerek; nüfuslar, sözde daha iyi bir yaşam kalitesi belirlemek için kendilerine yaşam stilleri ayarlamışlar lakin kimse daha cennet bahçelerini yaratamamış.” Özellikle, tarihin her sayfasında erkek egemenliği altında ezilen kadınlar için!
Hasta Toplumlar
Okuyacaklarıma Ekle
328 syf.
·
7 günde
·
Puan vermedi
Ey yurdumun insanı, abuk subuk kitapların binlerce satış yaptığı,saçma sapan sözlerin aforizma gibi dillerde dolandığı “Mutlu olamazsın çünkü pizza değilsin” sözünden nasıl gerçek bir anlam çıkartılabilir bilmiyorum ama eğer çıkartabiliyorsanız da bu kitabı okumayın. Bu bir ihanet gibi! Ey gerçek okur işte size yurdumun bir düşünen beyni daha
Uğur Batı
Uğur Batı
Kusursuz Kararlar Vermek ve İkna Sanatı
Kusursuz Kararlar Vermek ve İkna Sanatı
kitap araştırma- inceleme psikoloji, kararlarımızın anatomisi; akıllı insanlar neden aptalca hatalar yapar? Karar veren beyin,değişen beyin, irrasyonel beyin, önyargılı beyin, iknacı,yaratıcı,kriz, fırsatçı,dönüşüm,anın cazibesi,geleceğin beyni ve özgür beyin...sanırım “onu” fazla küçümsüyoruz .. Batı, ilk sayfada uyarıyor: Sanki her şey beynimizin bir oyunu!” ama merak etmeyin oyunun tiolarını gayet anlaşılır, rahat okunabilir bir şekilde veriyor. Gelelim kitabı okuduktan sonraki hissiyatıma: Ne acizliktir ki diyorum :(( doğduğum günden beri onu vücudumun üzerinde taşıyorum ama onu nasıl kullanmam gerektiğini ve tam anlamıyla işlevini bile bilmiyorum. Yazarın keyifli anlatımıyla birlikte,kendinize soracağınız sorular çok olacak, cevapları bulamasanız bile soruyu doğru sorun yeter ;)
Kusursuz Kararlar Vermek ve İkna Sanatı
Okuyacaklarıma Ekle
120 syf.
·
6 günde
·
Puan vermedi
Yüzyıllardır süregelen kurallar, inançlar... Günümüze baktığımızda da insanlar yeni bir dünyada yeni kurallar yaratıyor.. ve yarattıkları o şeye bakarak tatmin olduklarını ileri sürüyorlar. Peki ama bu durumları yaratırken kendilerine soru sormayı unutmuş olabilirler mi.? İşte bu kitap da Erich Fromm soruyor: kendine bakarak ne söyleyebilirsin? Sanırım bir çok kişinin cevabı da şu:benim dinim sağlam temellere dayalı. Ama bu kişiler dini kurallarını yerine getirirken kendi ruhunun isteklerini arzularını görmezden gelerek, ruhunu aç bırakıyor, Tanrıyı o kadar çok seviyor ki kendini sevmeyi düşünmüyor bile ve kendini sevmeyen insan bir başkasını da sevmeyi beceremiyor... işte orada Psikanaliz giriyor devreye. Din ile Psikanalizin anlamlarındaki ikilikleri tartışabileceğimiz bir kitap, bunu da ilk psikanalistler; din karşıtı olan Freud ve din yandaşı Jung ile yapabilirsiniz. Peki ama bu dahiler sandığımız gibi karşıt ve yanlılar mı? Okuyun, sandığınız gibi olmadığını göreceksiniz. ;)
Psikanaliz ve Din
8.5/10 · 656 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
432 syf.
·
5 günde
·
Puan vermedi
Nietzsche ağladığında inanın ki ben de ağladım, bu kadar güçlü bir zekaya sahip birinin yalnız kalıp çaresizliği yaşaması sanırım çok zoruma gitti.. Güçlü zeka da nasıl olur? derseniz eğer: zekasının getirmiş olduğu o irade onu güçlü kılan; hırslarının üzerine daha büyük hırslar eklemesi...bunlara istinaden de kimse tarafından anlaşılamayıp yalnız kalması. Kitapta Nietzsche, Salome ile öpüşmesi dışında hiç bir kadın ile duygusal birliktelik yaşamadığını söylüyor, ne kadarı doğru bilmiyorum ama bu duruma üzgünlüğüm Nietzsche ye değil tabi ki; o devirde yaşamış olan kadınlara.. zira; Zeki adam güzel sever iyi sevişir. Neyse bu kadar dedikodu da yeter azıcık kitaptan bahsedelim. Kitaptaki karakterlerin hepsi gerçek, onun dışında Nietzsche’nin güçlü fikirleri, bir çok erkeğin başını döndüren Salome’ye olan umutsuz aşkı (1882) de yaşanan bazı olaylar.. Doktor Josef Breuer’in hastası olan Bertha (Über histerie) üzerine ilk vakası hatta bununla birlikte psikanalizde ilk devrim. Bu kitapta yaşanan olayların çoğu kurgu olsa da kişilerin birbirleriyle ilişkileri göz önünde bulundurularak ihtimal dahilinde yazılmış bir kitap, kitap demeye dilim de varmıyor ya; zengin bir eser. Not: Bu eseri okumadan kim ne dediğimi anlayabilir ki. ;)
Nietzsche Ağladığında
Okuyacaklarıma Ekle
392 syf.
·
Puan vermedi
Kendi isteklerinin dışındaki açılan parantezi kendi iradeleriyle kapatanlar (.. .. ....—.. .. ....) Sanki bu olayla “bir basamak daha yükseldim” der gibi intihar eden bütün şairler. Sanki kimseye veremedikleri, kimsenin de tutamadığı ellerini intihar eşliğinde kendileri tutuyorlar-mış gibi. Yunus Emre için insan ruhu bir kuştur ve vakti geldiğinde uçup gider. Mevlana için ölüm bir vuslattır, sevinilmesini ister çünkü ölüm yeniden doğmaktır. Ölüm geldiğinde kaçınılmaz sona kimsenin itiraz etme şansı yoktur. Peki ama yaşamaya itiraz edenler! düşüncelerini şu koca dünyaya sığdıramayıp, ölümü arzulayıp, vuslata vaktinden önce varmak isteyenler... İntiharın aslında bir yardım çağrısı olduğunu iddia ederler ama Beşir Fuad için bu söz konusu bile değildir. Çünkü onun tasarlamış olduğu ölüm ve ölüm esnasında kendi kanıyla yazmış olduğu son satırlar hafızalara kazınır ve sonrasında intihar salgınları başlar. Gerçeğin ters yüz etmiş halidir Nilgün Marmara attığı kahkahaları yıllarca unutamaz arkadaşları ve hiçbiri bilmez on yıl boyunca şiirler yazdığını. Taa ki; Nilgün 13 Ekim akşamına pencereden kanatlanıp sessiz sedasız uçana kadar. Kenan Özcan da cezaevinde intihar eden, ne ilk ne de son kişi olur. bu bir karşı çıkıştır esasında ama intihar edenin suçlusu aranmaz ki zaten. “Hayatın neresinden dönülürse kardır” der hep Zafer Ekin Karabay belki de onun isteği o yardım çağrısıydı, yaramı sar der gibiydi son şiiri “yara bandı”nın satırlarında... Kim bilir Ne dersiniz: Gerçekten Özgür irade var mıdır? Yoksa biz bir yanılsamayı mı yaşıyoruz?
İntihar Şairleri
8.7/10 · 33 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
80 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
(Sapere aude ) Bilmeye cesaret et; düsturuyla yola çıkıldı ve işte yolun sonuna gelindiğinde karşılaşılan slogan: “Gününü gün et ve sömür sömürebildiğin kadar.” Ahmet Doğan’ın çevirisi ve ön sözündeki haklı isyanlarıyla; Ruh,ahlak ve pratik eğitim üzerine
Immanuel Kant
Immanuel Kant
ın çıkarımları. İnsan eğitime ihtiyaç duyan tek varlık. En anlaşılmaz olan bu varlığı “insanı” eğitebilmek elbette hiç kolay olamasa gerek. Ve, Eğitim dediğimizde ne kadar da çok şeyi kapsıyor içine değil mi, Ahlaki, ruhani ve pratikte yapılacak olanlar, çok fazla çaba gerektirir. Ama bunu kısaca özetlemek gerekirse; sanırım şunu diyebilirim: Sende olmayanı bir başkasına veremezsin. İyi bir ebeveyn olmak istiyorsanız ;) okuyun.
Eğitim Üzerine
8.3/10 · 1.191 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
128 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Varoluşçuluk, kitabı okumadan önce benim de tam anlamını bilemediğim bir sözcüktü sadece.. Varoluşçuluk 19. Yüzyılın sonlarında — daha çok Almanya’da filizleniyor. Nietzsche, Schler gibi filozoflar varoluşçuluğun tohumlarını atıyorlar. Sartre’nin kitapları da bu sıralar çıkıyor. Varoluşçuluğa yöneltilen eleştiriler de çok fazla oluyor, Marksçılar, katolikler, komünistler... Mesela, Komünistlerin öne sürdüğü varoluşçuluk: umutsuzluğun doğurduğu bir durgunluk,miskinlik içinde kalmaya çağırıyormuş insanları tek başına bir gözleyicilik bir işe yaramazmış ve sonunda da burjuva felsefesine sürüklermiş insanı... Varoluşçuluğun tanımını, kökenini, ayrıntılı eleştirilerini, bilmek istediğiniz her şeyi Sartre’nin açıklamalarıyla bu kitapta bulabilirsiniz. Bilmiyorsanız ;) okuyun.
Varoluşçuluk
8.3/10 · 2.295 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
429 syf.
·
4 günde
·
Puan vermedi
Düşünce Tarihi
Düşünce Tarihi
dört bin yıllık bir düşün serüveni. Daha dünyamız gök boşluğunda bir gaz bulutu oluşumundan günümüze kadar uzanan, insanın, tarihin, dinin, bilinenin ve bilinmeyenin üzerine
Orhan Hançerlioğlu
Orhan Hançerlioğlu
‘nun eleştirel incelemeleri, ki; bazı filozoflara olan eleştirel yaklaşımı canınızı sıkabilir, ama o kadar bilgi yoğunluğu olan bu kitapta ben onları es geçtim diyebilirim. Taştan topraktan, bitkilerden hayvanlardan,insana kadar gelen bu süreç, ve siz bu sürecin nasıl işlediğini merak ediyorsanız okunabilecek kitaplardan biri. Kitabın bende bıraktığı hissiyat: Mutluluk arayan insanlar, erdemli olmak isteyenler, Etik bir yaşam sürmek isteyenler ve bunların bağlamında gelen yaşadığımız toplumdaki dini inançlar... Bugün erdemli olmak isteyen bir insan, bunu gerçekten Erdem olarak kabul ettiği için değil, bunun yaşadığı toplumun getirdiği kural, buyruk olduğu için erdemlidir. Kısacası: insanoğlu yaratıldığı günden bu yana hep bir çatışma halinde, insana, doğaya, yaşama ama en çok da kendine. Daha da ne diyeyim :) okuyun.
Düşünce Tarihi
Okuyacaklarıma Ekle
443 syf.
·
539 günde
·
Puan vermedi
Tanrılar Okulu
Tanrılar Okulu
kişisel gelişim adı altında yazılmış bir kitap Ne yani! benim kişisel gelişimimi bu kitap sağlayabilir mi? Tabi ki de tek başına sağlayamaz ama çok iyi bir destek olabilir. Hayatınızın temelini yaşadıklarınızdan ders çıkartarak kurarken bu tarz kitaplar da sizin çatınız olabilir. Çünkü insan yaşayarak öğrenir,yaşadıklarıyla hayatı çıkarımlar.. Okuyarak bilinçlenir, bilinçlenmek sorgulamayı getirir, zira;soruyu doğru sorabilmek doğru cevabı verebilmekten daha önemlidir. Gelelim kitabın bana verdiği hissiyata,bir çok yerini okurken babamın sözlerini duyar gibi oldum( Bu dünyanın senin etrafında döndüğünü unutma, sen varsan ben varım,sen varsan bir başkası var, sen bu dünyada yoksan zaten hiçbir şey yok) gibi. Yazarın insanların kalbini Pandora’nın kutusuna benzetip o kara delikten yayıldıklarını, aslında başlıca sorunun burdan kaynaklandığını insanların durmadan olumsuz düşüncelerini yenemediği sürece kötülüklerden kurtulamayacığımızı, dünyayı nasıl düşünürsek öyle olacağını savunmakta. Bu savunmayı felsefik bir dille anlatmış olması belki de; bazı kişilere yazarın sözleri, karışık ve ağar gelmiş. Bence gayet yalın, okunabilir, baş ucu yapılabilir,kişisel gelişimde katkı sağlaya-bilir.. Daha da ne diyeyim ;)) Okuyun. “Bağımlı olmak, istem dışı bile olsa her zaman kişisel bir seçimdir. Hiç kimse veya hiçbir şey seni bağımlı olmaya zorlayamaz, bunu kendin için ancak sen yaparsın.” Unutmayalım :)
Tanrılar Okulu
8.3/10 · 2.800 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
302 syf.
·
4 günde
·
Puan vermedi
Raymond Geuss’in bu kitabını çok da okumaya değer bulmadım diyebilirim Kitabın daha önsözünü okurken yazarın durmadan bu kitap Akademisyenler için yazılmamıştır, akademisyenlere yönelik değildir, gerçek okurları felsefe alanında eğitim almamış insanlardır. demesiyle, aklımda deli sorular başladı.. Yazarın antik çağ filozoflarının tezlerini, ortaya koymuş oldukları soruları ya da cevapları (çoğunluk sokrates’in) toplumsal koşullara bağlı olarak değişir diyerek, (konuyu da değiştirerek)kendi çıkarımlarını biz akademisyen olmayan okurlarına sunmuş. Belki benim haddime değil ama yazar o düşünürlerin tezlerini çürütebilmek adına, kılı kırk yarar gibi görünse de, konuları epey saptırmış. Daha da ne diyeyim, zamanınızı harcamayın.
Sokrates'ten Adorno'ya Felsefe
Okuyacaklarıma Ekle
1
...
54 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.