Esra demir

Kişinin gönülde kendisi olmak sevginin başlangıcı, sevgilide kendisi olmak ise sonu olmalıydı. Birincisi hamlık, ikincisi olgunluk ve pişmeydi çünkü. Kişi sevgiyle varlığını, ama aşk ile hakikatini tanıyordu. Çünkü aşk , kendisinden geçip sevgilideki gerçekliğe ulaşmanın adıydı. Eğer aşık kendi gerçekliğine sevgilide eriyerek ulaşabiliyorsa ayrılık ve kavuşma, eder veya kabul, karar veya irade, açılma veya kapanma ortadan kalkıyordu, Bu durumda sevgiliden başlayan yollar yine sevgiliye gidiliyordu ki galiba aşk dedikleri şey de bu idi.
Sayfa 53 - kapı
Reklam
İnsan sevgi ile yaşar, sevgisiz ölürdü. Sevgi bir cennet, sevgisizlik de cehennem sayılırdı.
Sayfa 52 - kapı
Behçet Kemal Çağlar bir şiirinde “İstanbul’u sevmezse gönül, aşkı ne anlar?” diye soruyordu.
Sayfa 209 - doğan kitap
“İstanbul vefasız bir sevgiliye benzer”.
Sayfa 46 - doğan yayınevi
Vıcık vıcık yüzeysellik yayan şu “kişisel gelişim” kitaplarının bağırıp durduğu “istersen yaparsın “! Sözü tam bir kandırmacaydı. İnsan ancak yapabileceğini isterdi. “İstemek” kavramı, “dilemekte” ten ve “hayallere dalmak” tan farklı bir şeydi. Bedelini göze almakla, gereğini yapmakla ilgili bir şeydi.
Sayfa 28 - doğan yayıncılık
Edebiyat