Yüzmek bilmeyen bir kıta tulum takınarak, Kanal'a atıldı.
Bizim kenardan dişlerine kadar silahlı olarak suya giren bu Anadolu çocukları, öbür kenara esir olarak çıktılar. İngilizler bu askerleri soyup güneşte kuruttuktan sonra, halife ve imparatorluğu tezyif için, Kahire sokaklarında çıplak dolaştırdılar.
Çölle sıcak, insana suyu düşündürür: Uzun bir yaz günü, bir çöl yazının günü, bir delikten ateş kuyusuna iniyor gibi, gittikçe eriyerek yürüyen asker için bir içim sudan, yüzüne serpilmiş bir avuç sudan mukaddes ne olabilir?
Biz geçtiğimiz zamanlar, Sina çölü, Peygamber Musa'nın geçtiği zaman kadar ıssız, boş, kuru ve çoraktı.
Fakat biz, Allah ile konuşup kudret helvasına ağız açmadık. Biz Filistin sonlarından Kanal'a doğru, bütün çölde Türk kudretinin yumruğu ile taşı toprağı ve kumu dövdük; her tarafı elektrik, makine, su, bahçe ve kasabalarla donattık.