Rabbimiz bizimle hep konuşur ama onunla aramızda dünyevilik ve gaflet perdesi olduğu için onu gereği gibi işitemeyiz. Musibetler ve belalar bu kalın perdeyi yırtar ve bu mukaddes görüşmeyi yeniden başlatırlar.
Bir ülkede ey Halife, askerin elinde silah bulunmasa, çarşılarda ticaret işlemez hale gelse, tarlalar ve bahçeler ziraatten kalsa o ülke yine de yaşar ; ama bir ülkeyi yönetenler adalete ve hukuka uygun davranmazsa, vazifeler hak etmeyen insanların elinde olursa, din bozulur, ahlak bozulur ve ülke batar.
"Aziz dost, kulak tut sözüme! Dinle beni!.. Aklın tutsağıdır duygu, akıl da ruhun.. Duru bir ırmağı andırır ruh, tertemiz bir ırmağı... Maddi düşünceler ve nefse ilişkin arzular da ırmağın üzerini kaplamış bir avuç çerçöp... Eğer bir yana itiverirse aklın eli o çerçöpü, ırmak kendini gösterir, berrak ve duru... Dünya arzuları kaplarsa suyun yüzünü eğer... Eğer hayvani arzular baskın olursa tende... Nefis gülmeye başlar o vakit, ve akıl ağlamaya... Aklı hakim ve duyguları mahkum olan kişidir uyanık iken de rüya gören ve kendisine göklerin kapıları açılan... "