- Nasıl seviyordun, Hidayet?
- Deli gibi be abi! Gün onunla ağarıyordu. Ben susamhelvası satarım abi gündüzleri. Cebin de mis gibi simit kokuyor abi. Gün onunla ağarır, onunla kararırdı. Bir dakkam yoktu onu düşünmediğim. Abi, rüyada gibi yaşardım. Her laf gelir gider ona dayanırdı. İnsanlar bana bir laf söylerdi. O ne cevap verebilir, diye düşünürdüm. Bir şey alacak olsam o alır mıydı acaba, derdim. Bir şey yesem içime sinmezdi. Biri yol sorsa o gösterir miydi diye kafama sormayınca ve içimde o, yol göstermeyince aptal aptal bakardım. Bir güzel şey görsem ona göstermezsem, gösteremediğim için zevk alamazdım güzel şeyden.
kimselere söyleme, bilgelerin dışında,
çünkü kalabalıklar hemen alay eder seninle,
yaşamakta olandır benim övmek istediğim,
o da kıvranır alevlerin ortasında ölmenin özlemiyle.
seni yaratan ve senin yarattığın
aşk gecelerinin serinliğinde,
yabancı bir duyguya kapılırsın,
dilsiz mum titrediğinde.
artık sarılı kalmazsın karanlığın gölgelerine,
ve yeni bir tutkuya kapılırsın
atılmak için daha yüce bir yaratma eylemine.
hiç bir uzaklığı zorlayıcı bulmazsın,
uçarak gelirsin, kapılmışçasına cezbeye,
ve en sonunda, özlemiyle ışığın,
ey kelebek, yanıp kalırsın.
ve sahip olmadığın sürece bu ölmekle yeniden dirilişe,
sedece kasvetli bir konuk sayılırsın
karanlık yeryüzünde.