evden ilk ayrılan ve kendi yolunu seçen o olmuştu. Ya da kısmen “kendi yolunu seçen”, çünkü “kendi yolunu seçmenin” daha şanslı olanlara mahsus bir ayrıcalık olduğunu fark etmesi uzun sürmedi; ancak birine ya da bir şeye yaslandığında “kendi” olunabiliyordu.
hikâyenin sonu baştan belliydi aslında, önceden kabullenilmiş bir sonuç. Doğası gereği sona erecekti, tıpkı mevsimler gibi, ateşi harlayan da biteceğinin bilinmesiydi.
Güven, ruhumuzda hissetmediğimiz sürece sadece bir kelimeden ibarettir. Fakat bir kez oluşup da bedende kök salmaya başladığındaysa harmanlanarak başka adlar alır.