İslâm Hilâfet Devleti’nin 1924’te yıkılmasından buyana, İslâm’ın hükümleri devlet ve toplum hayatından silinip atılmış, Allah’ın indirdiğinden başkası ile yönetilmek durumunda kalınmış ve yeryüzündeki tüm Müslümanlar günaha maruz bırakılmıştır. İslâm ümmeti kendi kararlarını kendisi alan, karar alma sürecinde zamanı, mekânı ve benzeri koşulları tümüyle kendisi belirleyen egemen bir güç iken, yeryüzünde 13 asra yakın bir zaman diliminde devletlerarası güç ilişkilerinde duruma hâkim olarak dünya siyasetini belirlemişken Hilâfet Devleti’nin yıkılışının ardından azgın kâfirler ümmetin siyasi, ekonomik, askerî konumlardaki karar mekanizmalarını ele geçirmişlerdir. İşte elinizdeki bu kitap 13 asırlık İslâm Devleti’nin içeriden ve dışarıdan kimler eliyle ve nasıl yıkıldığını gözler önüne seren, daha önce okumadığınız birçok ayrıntısıyla resmî tarihin yalanlarını ortaya koyan müthiş bir eserdir.
Ancak bilimsel metodun düşünceye te- mel alınması yanlıştır. Zira bilimsel metot, düşünce üzerine kurulu olmayıp bu temelin sadece bir parçasıdır. Eğer bilim- sel metodu düşüncenin temeli olarak kabul edersek, pek çok bilgi ve gerçeği bir kenara atmak gerekir. Böyle bir hareket ise, var olmasına ve somut olarak hissedilmesine rağmen, içinde gerçekleri barındıran birçok bilginin yok sayılmasına neden olur.
“Düşmanlarım bana ne yapabilir ki! Benim cennetim ve bahçem gönlümdedir, nereye gitsem o benimledir. Hapsedilmem halvet, öldürülmem şehadet ve sürgün edilmemse seyahattır.”
Bu “ İslam Devleti” kitabına gelince; bununla, islam devlet’ nin tarihini yazmak kastedilmiyor. Kastedilen; insanlara Resulallah Aleyhi’ s- Salatu ve’s- Selam’ın İslam Devlet’nin nasıl kurulduğunu, sömürgeci kafirin İslam Devleti’ ni nasıl yıktığını, zulümatı karanlığında doğru yolu gösterecek, nuru âleme geri getirmek için müslümanların İslam Devleti’nin nasıl kurmaların gerektiğini göstermektir.