Begonyaa

Begonyaa
@Begonyaaaaa1
Puan vermedi·240 syf.·
2026 14. kitabı
Bu kitap aslında insanın sırtında taşıdığı o ağır küfeyi, yani suçluluk duygusunu yere bırakması için yazılmış bir yol haritası gibi. Neden Kendimize Bu Kadar Yükleniyoruz? ​Biz yetişkin
Kendini AffetAdem Güneş · Timaş Yayınları · 20211,399 okunma
Puan vermedi·288 syf.·
2026 9. kitabı
"Kutsal Aile" Masalından Uyanış: İyi Aile Yoktur Hepimize öğretilen "Anne-baba kutsaldır", "Onlar senin iyiliğini ister" gibi o sarsılmaz kalıpların, aslında çocuk ruhunu nasıl yavaş yavaş törpülediğini, hatta bazen fark etmeden nasıl yok ettiğini o kadar net anlatıyor ki... Okurken yer yer savunmaya geçmek istiyorsunuz ama yazarın "Çocuk her zaman haklıdır" diyen o kararlı sesi sizi hemen gerçekle buluşturuyor. ​Kitap, ailenin aslında çocuğu özgürleştirmekten ziyade, onu topluma "uyumlu" bir parça haline getirmek için nasıl bir öğütücüye dönüştüğünü gösteriyor. "Senin iyiliğin için" denilerek vurulan ketlerin, atılan o sessiz çığlıkların izini sürerken kendi çocukluğunuzdaki o tozlu rafları karıştırıyorsunuz. ​Sarsıcı, bazen can yakıcı ama kesinlikle çok özgürleştirici bir metin. Eğer mükemmel aile illüzyonundan çıkıp, içinizdeki o saf ve yaratıcı çocukla yeniden bağ kurmak istiyorsanız, bu kitaba bir şans verin derim. ​"Dünyayı kurtaracak olan şey, çocukların anne babalarına itaat etmemeleridir." cümlesi zihnimde yankılanmaya devam edecek...
İyi Aile YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20187,9bin okunma
Puan vermedi·72 syf.·
2026 8. kitabı
Bazen bir kitap okursun ve sanki yazar seninle karşılıklı kahve içiyormuş da, senin yıllardır içinden geçirip de kelimeye dökemediğin her şeyi çatır çatır yüzüne söylüyormuş gibi hissedersin ya...
Bütün Çocuklar İyidirNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20194,257 okunma
Puan vermedi·349 syf.·
2025 69. kitabı
Roman, Türkiye’nin ilk kadın seramik sanatçısı Füreya Koral’ın hayatını anlatıyor. Hem bir dönemin toplumsal yapısı hem de bir kadının özgürlük ve sanat uğruna verdiği mücadele etkileyici bir biçimde işlenmiş. Füreya, Cumhuriyet’in ilk yıllarında İstanbul’un köklü ailelerinden birinde dünyaya gelir. Ailesi kültürlü, Batı’ya açık ve sanatla ilgilidir. Genç yaşta piyano eğitimi alır, sanata yeteneği ve ilgisi erken fark edilir. Ancak yaşamı bir anda değişir: Füreya tüberküloze yakalanır ve tedavi için İsviçre’ye gönderilir. Uzun süren tedavi sürecinde hem yalnızlıkla hem de ölüm korkusuyla mücadele eder. Bu zor günlerde hastanede seramikle tanışır. Toprakla uğraşmak, şekil vermek ve renklerle oynamak ona adeta yeniden yaşam enerjisi verir. Sanat, onun için bir terapiye dönüşür. Türkiye’ye döndüğünde artık yepyeni bir insan olmuştur. Seramiğe tutkuyla sarılır, kendi atölyesini kurar ve dönemin koşullarına rağmen bu alanda öncü olur. Toplumun “kadın sanatçı”ya bakışının sınırlı olduğu bir dönemde cesaretle üretir. Eserlerinde doğadan, insan duygularından ve Anadolu kültüründen esinlenir. Romanın mesajı aslında Füreya’nın yaşamı üzerinden kadınların özgürlük, üretkenlik ve kimlik arayışını anlatıyor. Mesaj nettir “Kadın, istediği zaman hem yaratıcı hem güçlü olabilir; yeter ki toplumun baskılarına boyun eğmesin.” Sanatı bir yaşam biçimi olarak yüceltir. Sanat, yalnızca üretim değil, insanın kendi acılarını dönüştürme yoludur.
FüreyaAyşe Kulin · Remzi Kitabevi · 09,4bin okunma
Puan vermedi·197 syf.·
2025 63. kitabı
Polonyalı Yahudi bir piyanist olan Władysław Szpilman’ın II. Dünya Savaşı’nda Nazi işgali altındaki Varşova’da yaşadıklarını anlatıyor. Önce ailesiyle birlikte gettoya sürülür, ardından ailesi toplama kampına gönderilirken o tesadüfen kurtulur. Savaş boyunca saklanarak, açlık ve yalnızlıkla mücadele ederek hayatta kalmaya çalışır.Ailesini kaybeden Szpilman, açlık ve korku içinde gizlenerek savaşın bitmesini bekler; müzik onun yaşama umudu olur. "Çok, çok açız. Ne zamandır bir şey yemedik. Bi­ze biraz ekmek verin. Ekmeğiniz yoksa bir patates ya da soğan, bizi sabaha çıkarsın yeter." Ama hemen hemen kimsenin soğanı yoktu, olanların da vermeye yüreği. Çünkü savaş, yürekleri taşa çevirmişti." alıntılardan En umutsuz anında bir Alman subayı (Wilm Hosenfeld) ona yardım eder. Savaş bittiğinde, Szpilman tekrar piyanosunun başına döner ama yaşadığı travmalar hayatı boyunca peşini bırakmaz. Kitap, Polonyalı Yahudi bir piyanist olan Władysław Szpilman’ın üzerindeki yıkıcı etkisini çok çarpıcı olarak anlatıyor. Nazi zulmünün acımasızlığı ile bir Alman subayının insani yardımı arasındaki zıtlık, insan doğasının farklı yüzlerini gözler önüne seriyor.
PiyanistWladyslaw Szpilman · Everest Yayınları · 20031,325 okunma