Roman, Türkiye’nin ilk kadın seramik sanatçısı Füreya Koral’ın hayatını anlatıyor. Hem bir dönemin toplumsal yapısı hem de bir kadının özgürlük ve sanat uğruna verdiği mücadele etkileyici bir biçimde işlenmiş.
Füreya, Cumhuriyet’in ilk yıllarında İstanbul’un köklü ailelerinden birinde dünyaya gelir. Ailesi kültürlü, Batı’ya açık ve sanatla ilgilidir. Genç yaşta piyano eğitimi alır, sanata yeteneği ve ilgisi erken fark edilir. Ancak yaşamı bir anda değişir: Füreya tüberküloze yakalanır ve tedavi için İsviçre’ye gönderilir.
Uzun süren tedavi sürecinde hem yalnızlıkla hem de ölüm korkusuyla mücadele eder. Bu zor günlerde hastanede seramikle tanışır. Toprakla uğraşmak, şekil vermek ve renklerle oynamak ona adeta yeniden yaşam enerjisi verir. Sanat, onun için bir terapiye dönüşür.
Türkiye’ye döndüğünde artık yepyeni bir insan olmuştur. Seramiğe tutkuyla sarılır, kendi atölyesini kurar ve dönemin koşullarına rağmen bu alanda öncü olur. Toplumun “kadın sanatçı”ya bakışının sınırlı olduğu bir dönemde cesaretle üretir. Eserlerinde doğadan, insan duygularından ve Anadolu kültüründen esinlenir.
Romanın mesajı aslında Füreya’nın yaşamı üzerinden kadınların özgürlük, üretkenlik ve kimlik arayışını anlatıyor.
Mesaj nettir
“Kadın, istediği zaman hem yaratıcı hem güçlü olabilir; yeter ki toplumun baskılarına boyun eğmesin.”
Sanatı bir yaşam biçimi olarak yüceltir. Sanat, yalnızca üretim değil, insanın kendi acılarını dönüştürme yoludur.