Hayat sonuna kadar sarılan bir makara gibi, günün birinde makara boşalıyor ve insan başladığı yere dönüyor. Bu yüzden nereye, hangi yöne gidersek gidelim, sonunda hep kaçtığımız kendimiz çıkıyor karşımıza.
Yenildiğini anlamıştı. Renk oyunlarından hayata geçmek, eşyanın, insanın ruhuna değmek, bütün gizleri keşfedip ışığı yakalamak istiyordu. İnsanları bulmalıyım diyordu, yaşanmışlıkları.
Bir kez taviz verildi mi, asla çiğnenmemesi gereken unsurlar bir kere gözden çıkarıldı mı, kalbin aynası bir yerinden çizildi mi, kefareti büyük oluyor.
Durduğumuz noktada inançlarımızın eskidiğini, yabancılaştığını hiç tecrübe etmediniz mi? En acı kayıp budur: Gerilemiş ruhların mütemadiyen tavizler vererek hayatla, zaruretle uyuşmaları ..