Dürtülerimiz yalnızca açlık, susuzluk ve şehvetten ibaret olsaydı neredeyse özgür olacaktık. Oysa şimdi esen her rüzgardan tesadüf eseri edilmiş bir sözden ya da o sözün zihnimizde uyandırdığı manzaradan etkilenir durumdayız.
Gerçekten olman gereken kişiyle dönüştüğün kişi arasındaki fark ne kadar büyükse psikolojik sıkıntılar, hastalıklar o kadar artardı. Zaten hayat neydi ki ? Şu iki varlığı yani aslında olanla olmak zorunda kalınanı birbirine yaklaştırmaya çalışmaktan başka neydi ki ?