Öncelikle kader konusuyla inancım kesişiyor fakat sizin de dediğiniz gibi insanlar bazı şeylerin farkındalığını beş dakika sonra unutur ve yine o devranin içine hapsolur, sorgular, yorumlar, kısır döngü gibi belki yine kadere gelir , belki de fikri, inancı değişir. Durakta otobüs bekleyen yolcu mantığı çok hoş bir tanımlama, fakat bazen de insanlar iyi niyetli görünüp sizinle doğru bir yol arkadaşı olacağınız konusunda kendilerinin de inanmadığı, tamamen çıkar düşüncesinden geçen gaflar ederler. Yazım tamamen bunla alakalı. Demem şu ki bazen gereksiz yere aman kötü biri olmayayım da ona da kucak açayım ya da ayıp etmeyeyim deriz, buna fazla kaptırırız kendimizi ve sonunda üzülen biz oluruz. Sizin dediğiniz gibi kader öyle körü körüne bir bagnazlik değil etrafımızdaki insanları da kendimiz seçeriz. Ben de bu insanları seçerken duygusal düşünmenin zararından bahsettim bir nevi. Bu konuda gaflette olduğuma inanmamakla birlikte insan çeşitli konularda gaflete düşer illa ki vardır yanlış bildiğimiz, bu bilinçle okudum yazınızı. Bir de bu yazıları yazmama Gör Beni kitabında geçen o cümle vesile oldu, bu cümle Azra Kohen in değilse ve ben bunu onun saniyorsam da bu benle alakalı değil cümleyi kendisininmiş gibi yazıp, tirnak içinde belirtmemesinden veya bir araştırma sonucu olan birşey olduğunu dipnot olarak vermemesiyle alakalıdır. Ki öğrenmiş oldum teşekkür ederim. Herkese beklediği durakta bol güzel karşılaşmalar dilerim.