"Insan neden kendi kendinden nefret eder?"
"Korkaklık belki de. Ya da hiç yakanı bırakmayan
yanılmak korkusu, başkalarının senden beklediklerini gerçekleştirememek korkusu. Birkaç dakika önce mutluydum, ölüme mahkûm olduğumu unutmuştum.Derken hatırladım, çok korktum."
"Evet, deliliği bilip bilmediğimi sormuştun."
"Çok doğru. Bu kez sana öykü anlatmayacağım.
Deli olmak, düşüncelerini iletmekten aciz olmak demek. Sanki yabancı bir ülkedesin, çevrede olup biten her seyi görüyor, anlıyorsun, ama istediğini anlatmaktan, dolayısıyla da yardım bulmaktan umutsuzsun, çünkü orada konuşulan dili bilmiyor, anlamıyorsun.”
“Hepimiz hissetmişizdir bunu.”
“Hepimiz şu ya da bu biçimde deliyiz zaten.”
Yaşamı boyunca pek çok kez fark etmişti Veronika, tanıdığı bir sürü insan başkalarının başına gelen korkunç olaylardan sanki gerçekten üzgünmüş ve yardım etmek istiyorlarmış gibi söz ederlerdi, ama işin gerçeği, başkalarının acılarından zevk aldıklarıydı; çünkü böylece kendilerinin mutlu ve şanslı olduklarına inanabiliyorlardı. O tür insanlardan nefret ederdi…