Bana öyle geliyor ki, geriye kalmış ve insan yapısına, doğa malzemesine uyan birkaç şey de zamanla kayboluştan payını alıp gidecek. Cahit Sıtkı'nın bir yalnız kalışı anlattığı mısralarında bitişecek duygular;
Nereye böyle bulut abla?
Az bekle beraber gideriz
Ben de buralı değilimdir.
Ya insan ilişkileri, adına dostluk denmeyecek türden yarenlikler, aldatmacalar? Onlar da işte bulanmış sular, saflığını yitirmiş renkler ve solgunluklar biçiminde dağılıp gidecek bir yerlere, hiç olmamışçasına...
Sonradan ileri yaşlarda kurulan yakınlıkların birtakım kurallarla, olması gerekenlerle yürüdüğünü biliyorum; hatta incitme, darıltma korkusu yüklüdür onlar; ötekinde ise içtenliğin getirdiği doğruları koymalar, kırılmalar, tartışmalar vardır. Çünkü içtenlik yatar kökünde. Kurallar değil!
Yapacaklarınız ve yaptıklarınız yolculuğa çıkacak, denk edilmiş birtakım gerekli şeyler gibi hep yolunuzun üstünde bekler durur. Onu alır oraya koyarsınız, başarılarınız, talihsizlikleriniz, acılarınız, umulmadık kopuşlar, utkularınız, kanatlanıverişleriniz; her şey paketlenmiş, bağlanmış, konmuştur görünecek yerlere...