bir konuda iftihar edebilirim ki şu aşağıdaki sözcük ve tabirleri hayatımda hiç kullanmadım; ne yazarken ne de konuşurken:
1-"aynen"
2-"egolu"
3-"kime göre, neye göre?"
4-"ben kaçar"
5-"toksik"
öyle ki bunlar son yirmi yılın cehalet ölçüsü oluverdi. ölçmek çok kolay. zeka ve fikirlerine itibar ettiğiniz hocalarınızın konuşmalarını takip edin, işitecek misiniz?
Kelimeler düşüncelerimizin aynasıdır fakat bu ayna epey kirlenmiş durumda. Nitekim temizlemeside kendini geliştirmekten geçer, canım Ülkemde bu umitsiz vaka
Her şey, tabiri caizse, dibine kadar hayal edilmişti; en kötümser anlarımda, beni fazla basit, fazla çirkin, fazla ısrarcı bularak geri çevireceğini, beni hor göreceğini kurmuştum kafamda. Bana gösterebileceğin her tepkiyi, hoşnutsuzluğun, soğukluğun, ilgisizliğin her biçimini, her şeyi inceden inceye tasavvur etmiştim ama bunu, bir tek bunu, en korkuncunu, varlığımdan bile haberdar olmadığını, en kötümser ruh halimde, kendimi en değersiz bulduğum anlarda bile hesaba katmamıştım.
Ahh şu aşkını içinde yaşayıp korkarak ölenler! Bu kadar değerli ve bu kadar acı veren hayatı bu şekilde yaşamamız bize uygun olmaz, önce kendi saygını kazanmalısın ki ileride aşkın peşinden koşarken meşekattli bir durumda olmayasın, hiçbir hayatın kendi özsaygımızın önüne geçmemesini duygusal yüklü olarak anlatan güzel kitap. Sindirerek okursan çok anlam ifade ediyor.
Ben,seninle karşılaşmak istiyordum, seni aramak,özlemle geçmiş bütün o yıllar sonra senin tarafından tanınmak istiyordum. Ben,senin tarafından önemsenmek,senin tarafından sevilmek istiyordum.