1918 yılında Türk’ü yok etmek için bir araya gelenler birer birer yok olmuştu.Önce Fransız ve İtalyan başbakanları düşmüş,Venizelos ve Damat Ferit ülkesinden kaçmış,Papulas,Hacıanesti ve Kral Konstantin görevinden ayrılmış ve şimdi de İngiltere Başbakanı Lloyd George benzer bir akıbete maruz kalmıştı.Geriye yalnızca tek bir isim kalmıştı.
“Müttefiklerin Yunan Ordusu’nu İstanbul’a yürütmeyi önleme hakları vardı.Çünkü İstanbul Yunanlılara ait bir toprak,bir başkent değildir.Fakat İstanbul Türk şehri,başkenti,öz toprağıdır.Yunanlılara karşı yapılan muamele hırsızlara karşı yapılan davranıştı.Fakat bu muamele ev sahibine karşı yapılamaz.”
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk)
“Balkan Savaşı’nda esir olduğum zaman Pire’de,Atina’da bizi çürük yumurtalar,limon kabuklarıyla karşıladılar,yüzlerimize tükürdüler.Şimdi bizim Konya halkı ağırbaşlılık içinde şöyle bir bakıyor,o kadar.Ne bir küfür ne bir iğrenç söz işitiliyor.Çünkü Türk o kadar büyüktür ki bu kadar aşağılaşan bir millete,yenildikten sonra söz atmayı hatırına bile getirmiyor.”
(Binbaşı Rasim Bey)
“Bundan birkaç ay önce başkomutanınız Hacıanesti,cepheyi teftişinden döndüşünde gazetecilere bir beyanat vermişti .Şimdi bir haftadır muharebe meydanındayım.Başkomutanınızı arıyorum,bulamadım,nerededir?”
(Büyük Taarruzdan sonra esir düşen Trikupise sormuştur.)