Berrin balta

Yaptığın şeyin beni senden koparacağını biliyordun ve beni riske attın, her şeyi affetsem beni kaybetmeyi göze alışını affetmem...
Reklam
Hatalı olduğunuzu bile bile karşınızdakini suçlayarak vicdanınızı rahatlatabiliyorsanız çok şanslısınız. Benim öyle vicdanım olsa çöpe atarım…
Bardağın hiçbir tarafından bakmıyorum artık. Suyu doldurup içiyorum. Böyle daha iyi..
bazen kendimi nietzsche gibi hissediyorum. hayatı boyunca ''köklerinizden kopun her şeyi reddedin'' diyen nietzsche doğduğu yer ile öldüğü yer arasında 30m mesafe varmış mesela. ilginçtir, hayatı boyunca seyyah gibi ülke ülke gezip, hiçbir şeyin özgürlüğüne zincir vurulmayacağını düşünen bir adamın, başladığı yere dönmesi. nietzsche göre kalp ve duygu dediğimiz şey, zihnin zayıf tarafıydı. bu yüzden ''sert ve acımasız olup acıma hissini unutun, çünkü kötülük insanın insanın en büyük gücüdür.'' diyen merhameti gülünç bulan bir adamdı nietzsche fakat bir sabah turin'deki otelinden çıktığı sırada kırbaçlanan bir atı görünce merhametine yenilmiş ve atın boynuna sarılarak özür dilemişti. ve bir diğer tezatta üst insan felsefesinden gelmişti. umut etmenin işkenceyi uzattığını, insanoğlunun yalnızca gerçeği kabul edip, soyut kavramları bırakmasını öğütlemiş, ama bu saf ne derin nihilizm kendi bile dayanamadığı için en sonunda üst insan felsefesini ortaya koymuş ve umuda tutunmasını istemişti. kendisiyle savaşan bir adamdı nietzsche. bir kitabında '' ben bu kulaklara göre ağız değilim.'' diyordu bir kitabında. kendisi gibi hisettiğim tam olarak bu. kendi ile çelişmek, kendi ile savaşmak. bazen içimde iki kişi varmış gibi hissediyorum. bir tarafım militarist, askeri marşlar dinleyen sert bi subay gibi soğuk iken bazen kendimi şiir dinlerken buluyorum. mesela amatör olarak mma yaparken bir yandan da hobi olarak bi kaç yıldır piyano çalıyorum.
Varmak değildi güzel olan, yolda olmaktı.
Reklam