Erich Fromm'un, "On dördünde öldü. Yetmişinde gömüldü" sözü aklına gelirdi. Hayatında istediği hiçbir şeyi gerçekleştirme cesareti gösteremeyen, başkaları ne der diye korkan, mevcut düzenini bozmaktan ürken ve öyle yaşayıp ömür tüketenler için söylenmiş ne kadar doğru bir sözdü.
Afrika kabilelerinden birinde bir bebek doğduğunda kabilenin kadınları hep birlikte ormana çekilir ve o bebeğe bir şarkı yaparlarmış. Dikkatle gözlemledikleri bebeğin karakteristik özelliklerini ve gücünü ona anlatan bir şarkı. Sonra, çok sonra bir gün, hayatla başa çıkmakta zorlanıp da kolu kanadı kırılacak olursa o şarkıyı yani kendini hatırlasın diye, Afrikalı bebek o şarkıyı dinleyerek büyürmüş. Günün birinde o şarkıyı tekrarlamayacak kadar kendine inancını yitirdiğinde, onu tanıyan biri ona şarkısını çalarmış ıslıkla. Kendini, gücünü, öz halini hatırlar, kendine gelirmiş. Annelerimiz yaşarken bu şarkıyı duymaya ihtiyacımız olmazmış; çünkü annelerimiz o şarkının kendisiymiş zaten.....