Besna Aci

Besna Aci
@Bessna30
Güvenlik görevlisi
lisans
Yüksekova, 10 Mart 1990
109 okur puanı
Ağustos 2022 tarihinde katıldı
Almenya'ya İletiler
Puan vermedi·258 syf.··
2026 1. kitabı
Şiir dilini mektup formuna dönüştürme biçimi gerçekten dikkat çekici. Bu metinlerde hissedilen şey bana biraz kavuşulamamış bir duygunun, belki de hiçbir zaman ulaşmayacak bir yere yazılmış olmanın inceliğini taşıyor. Almenya bir kişiden çok bir mesafe gibi duruyor; yazılan her satır da o mesafeyi aşma çabası gibi. Bu haliyle okurken bana Milena’ya Mektuplar’ı da hatırlattı; aynı içe dönük, karşılıksız kalma ihtimalini içinde taşıyan bir ses var. Bu yüzden metinler yalnızca birine değil, aynı zamanda insanın kendi içine doğru da ilerliyor. Bu yaklaşımı ve kurduğu o sakin ama derin edebi duruşu sevdim.
Almênya'ya İletilerKerim Tanış · Erda Yayınları · 202622 okunma
Yürüdüğün menzillerde zaman başka türlü akıyordu. Gölgen ışığın önüne geçiyordu. Sanki güneş bile sana yetişemiyordu..
Kimi insanlar ışığı taşımaz; ışık, onlara değebilmek için peşlerinden gider.
Sırnaşık bir sessizliğin içinde seviyordum seni Almenya. Bunu yüksek sesle söylemedim hiçbir zaman; söylesem bozulacakmış gibi gelirdi. Bazı duygular vardır; dile gelince hafifler, yerini kaybeder. ...
Normalde aşkla örülü metinler bana pek yakın gelmez; çoğunu ya yüzeysel bulur ya da aynı duygunun tekrarına sıkışmış hissederim. Hatta çoğu zaman bu tür metinleri yarım bırakırım. Ama Kerim Tanış hocanın Almenya’ya İletiler kitabı, bu alışkanlığımı sessizce bozdu. Çünkü burada aşk, süslenmiş bir duygu olarak değil, yer yer çatlayan, yer yer susan ama hep sahici kalan bir hâl olarak duruyor. Metnin içindeki o kırılganlık, abartıya kaçmadan kurulmuş o içtenlik, beni beklemediğim bir yerden yakaladı.
İz
Bazen pilav yapardı. Bazen nohut. Bazen çorba. Bazen et sote. Bazen de kek ya da pasta. Yemeklerin kendisi değil, hazırlanışları önemliydi. Bir şeyi biri için yapma fikri, insanın varlığını başka bir yere sabitleyen nadir duygulardan biridir. O yemekler, “buradasın” demenin başka bir yoluydu. Beni çağırırdı. Kısa bir cümleyle. Abartmadan. “Gel,” derdi. “Hazır.” O kelimenin içinde acele yoktu ama kesinlik vardı. Bir yurda ait olduğumu bilmenin kesinliği... Sonra gitti. Gidişler bazen dramatik olmaz. Hayat, insanın elinden bazı şeyleri büyük gürültüler çıkarmadan alır. Önce alışkanlıklar eksilir, sonra sesler... Sonra bir gün fark edersin ki artık kimse sana “gel” demiyor. O gitti gideli kaç mevsim, kaç yıl geçti; kaç yaşında kaldım? Takvimlerin yaprakları dikkatimi çekmiyor. Artık takvimlerden değil, değişen ağırlıklardan anlıyor insan. Eskiden kolay taşıdığın şeyler ağırlaşıyor. Eskiden ağır olan bazı şeyler ise yerini hissiz bir uyuşukluğa bırakıyor. Almenya şimdi başka bir yerde. Yalnız yaşıyor. Bunu bilmek içimde tuhaf bir sızı gibi duruyor. İnsan, bir zamanlar hayatını paylaştığı birinin şimdi kendi sessizliğiyle baş başa olduğunu düşününce, o sessizliğin bir kısmını kendine ait hissediyor.
Belki de bir insanın ne kadar sevildiği, varlığından çok yokluğunda saklıdır.
Yüzyıllık yara kabuğusun yanağımdasın Almênya; Ben, hallice dağılmışım işte. Yoluna, nuruna tutunmuş, Efendisine ihanet etmiş bir köle misali Kendi kendime hesap veriyorum.
1000Kitap
Şiirinizde, insanın kendine verdiği büyük bir ceza ve çok güçlü bir hesaplaşma var .
Önceki 1 yanıtı göster
@Mumadamm Sizin de daim olsun sevgili hocam.
Yüzyıllık yara kabuğusun yanağımdasın Almênya; Ben, hallice dağılmışım işte. Yoluna, nuruna tutunmuş, Efendisine ihanet etmiş bir köle misali Kendi kendime hesap veriyorum.
1000Kitap
Şiirinizde, insanın kendine verdiği büyük bir ceza ve çok güçlü bir hesaplaşma var .
Sokak dili, edebi dile transfer etmeyi başaran kaleminiz devamlı olsun Besna Hanım ☺️
1 yanıtı göster