Kitap başlığının ve arka tanıtım yazısının altından bir aşk hikayesi çıkacağını hiç beklemiyordum, daha çok kişisel gelişim tarzı bir beklentim vardı. Keza bekledigim gibi de çıktı denebilir, bir aşk hikayesinden ziyade bunun üzerinden koca bir hayal kırıklığı işlenmişti...
Kitabın yarısına gelince büyük bir şaşkınlık içerisindeydim çünkü sıradan kitaplarda bu karşılaştığım durum kitabın sonunda vuku bulurdu (yine Sabahattin Ali farkını ortaya koymuştu). O vakit kitabın sonunu göremez oldum ve merakım daha da artmıştı(hayat da böyle değil mi, sonunu göremediğimiz olaylar zinciri...). Gerçi tahminde bulunmak için tekrar kitabın başlığına bakmam yeterli olucaktı...
Kitabı yarıladıktan sonra Ömer karakterinin eşi Macide'yi (sözde evliler) kaybedişini ağır ağır izliyoruz. Ömer henüz kişisel gelişimi tamamlayamamış, dengesiz ruh hali yüzünden, çok sevdiği Macide'yi kendinden korumak için elinden geleni yapmaya çalışır veya çalışmaz...
Macide ise ilk günkü güzel günlerin hatrına, sevdiği adam için, yani Ömer'i ne kadar idare etmeye, değiştirmeye gayret göstersede son yaşanan olay, bardağı taşıran son damla oluyor.
Herkesin okuması gereken bir eser, farklı bakış açıları ile ufkunuzu genişletmenizi sağlıycak.
Kitabın son sayfalarında gerçekten yıkıldım, bunu bekliyodum ama bu şekilde beklemiyodum, her şey çok gerçekçiydi... Onun içindeki şeytan nefsinden başka bir şey değildi... Sonuçları herkes için çok ağır olucaktı...
Bu romanda, severek ayrılmanın zorunluluğunun ne demek olduğunu anlamıycaksınız, hissediceksiniz...