Bazı hikayeler aşkı değil, bir insanın diğerini nasıl adım adım tükettiğini anlatır. Murat; Bursa’nın vakur duruşuna şiirler ekleyen, bir kadını "ziyan etmeden" sevmeyi bilen o nadir adamlardan biriydi. Karşısında ise hırsı karakterinin önüne geçmiş, şımarıklığıyla en saf duyguları bile birer engele dönüştüren Aslı vardı. Murat onun için koca bir hayatı göze alırken, Aslı’nın tek derdi kendi bencil dünyasında Amerikan rüyaları kovalamaktı. Murat’ın sonsuz sabrını gaddarlıkla ödüllendiren Aslı, uzağın sahteliğine gösterdiği anlayışı, yanı başındaki gerçek aşka çok gördü.
Bu hikayenin en ağır tokadı ise o isimde gizli: "Aslım". Murat, sevmediği bir kadının kollarında bile o geçmeyen sızıyı kızının ismine kazıyacak kadar sadık, ama o ismin sahibi Murat’ın sevgisini zerre hak etmeyecek kadar küçüktü. Yıllar sonra gelen karşılaşma ise ne bir özür ne de bir telafi; sadece koca bir ömrün nasıl hiçe sayıldığının acı bir tescili. Bazı insanlar güzel sevilmeyi haketmiyormuş ; bu kitap bana bunu bir kez daha kanıtladı.