"İnsanın en güzel yaptığı tebliğ,haliyle yaptığı tebliğdi.' Öğüdünü çok kez aldım insanlardan.Bu bazen kuru bir öğütten öteye gidemiyordu.Belki de benimde ihtiyacım olan o hâle bürünmüş birilerini görmekti karşımda.Yaşadıkça anladım insanların ne demek istediğini.Birilerine dinimizin emirlerini,helal ve haramlarını anlatmaya çalıştığımda herkes gibi genelde şu tepkilerle karşılaşıyordum : " Aman sende,şimdi böyle yaşamak mümkün mü,eskidendi onlar,namaz kılanlarıda görüyoruz ne kötülükler yapıyorlar"...Ya da şöyle oluyordu,'Sende böyle diyorsun ama seninde böyle bir kusurun var' senin kusurunla kendi kusurunu örtmeye çalışan bir insan oluyordu karşında.Öyle ya kusursuzda olsan,benzer bir yanıtla karşılaşacaktın.Düşündüm,islamı tebliğ eden bir çok insanın karşılaştığı cevapların aynı ya da benzer olması bir tesadüf değildi. Şeytan giriyordu devreye burda zannediyorsam.Ve yahut aynı içgüdüyle insan inkar gözlüğünü takmaya başlıyordu.Bu süreçte islamın emrettiği gibi yaşamaya çalışırken bende nefsimle bir çok kez yapmıştım bu mücadeleyi.Ve yaşamaya başladıkça görüyordum,Allah çıkarıyordu karşıma,vardı islamı hakkıyla yaşamaya çalışan insanlar.Aslında mümkündü.Bu noktada anlıyordum hal dili ile tebliğ nasıl yapılır. İşte böyle;
Bu devirde de islamın buyruklarıyla fevkalede yaşanabilirdi.Bunu yaşayarak insanların bahanelerini çürütebilirdik elbette.Ve en önemlisi o ilmi yayarak.Hiç kimse bunu böyle yapacaksın demekle o işi yapmıyor.İçselleştirmek gerekiyor tüm bunları,işin sırrına varmak gerekiyor. Yaşayarak yaşatabiliriz ilk önce bunu anlamak gerekiyor.