Gelassenheit, kendi amaçlarımız doğrultusunda kullandığımız şeylerin, onları bıraktığımız anda eski hâllerine geri dönmelerine "müsaade etmek" yani kendimizi kendi egomuzdan kurtarmak demektir.
Hâlbuki düşünmeyi deneyimlemiş olanlar, bedenin ölümünde ruhun ölümsüzlüğünü keşfederler. Tam da burada asıl yapısını kavramaya başladığımız felsefi strateji, ölüm korkusunu yaşam korkusuna dönüştürmeyi hedefler zira filozofun asıl korktuğu şey bu hayattan ayrılmak değil onu beden ve hislere tutsak olarak yaşamaktır. Dolayısıyla filozof için asıl tehlike bedensel ölüme aşırı önem vermektir. Eğer felsefe yapmak bir tür ölerek yaşamaksa, felsefi yaşam ölümü bariz bir biçimde mağlup ederek, onu radikal olumsuzluğundan arındırır.
Platon gerçekten ruhun ölümsüzlüğünü iddia edemezdi çünkü bu iddia bir ölümlünün bilebileceklerinin ötesindedir. Ancak ona göre bu bilinmezlik, ölümsüzlüğe inanmanın ve ruh sanki ölümsüzmüş gibi yaşamanın hiçbir faydası olmadığı anlamına gelmez zira ölümsüzlük gerçekten varsa haklı çıkarız, ama yoksa da en azından hazlarımızın kölesi olmadan, yaşamaya gerçekten değer bir hayat yaşamış oluruz.