İnsan renklerin, seslerin, zevk ve acıların, tutkulu aşların bir hayat alanı. Bu sebeple gerçek dünya insanın dışında bir dünya olmalıdır... İnsan, düşünce tarihinde ilk kez ilgisiz bir gözlemci ve gerçekliğin özü durumundaki muhteşem matematiksel sistemin önemsiz bir sonucu olarak algılanmaya başlamıştır.
Önermeler; doğruluk iddiasında bulunurlar.
Kurallar; kavramların özel bir alanda, o alana uygun bir şekilde kullanımını düzenleyen ikincil ifadelerdir.
"Arabanızı sağdan sürünüz." ifadesi bir kuraldır ve bir başka kuralla çatışabilir; ama evrenle ilgili bir hakikatle çatışmaz.
Lindbeck, 'Dini doktrinler önermeden ziyade birer kuraldır.' diyerek din ve bilim arasında 'doğruluk iddiaları konusunda bir çatışma olamayacağını temellendirmeye çalışır.
Bilim ve teoloji arasındaki ilişkide ya
1) bilim ve teoloji arasına kapanmaz mesafeler konulmakta ya
2) çağdaş kuantum fiziği üzerinden kotarılmaya çalışıldığı gibi, iki alan uzlaştırılmaya çalışılmakta ya da
3) postmodern bilim felsefesinin yapmaya çalıştığı gibi, özellikle de Thomas Kuhn'un etkisiyle, bilim bütünüyle insan kültürüne indirgenmektedir.