Oysa biz insanlar ne kadar doyumsuzuz. Her şey bu kadar basitken , nasıl da zorlaştırıyoruz. Kural basit: sevmek ruhu iyileştiriyorken; beyni ise bir tek kanaat yormuyor.
Yazarımızın toplamda 6 hikayeyle bize sunmuş olduğu bu kitapta, her hikayenin sonu sevgiye bağlanıyor. Kitabın başında da dendiği gibi “…gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrı’yı sevemez. “
Birinci Hikaye; 3 sorunun 3 gülümseme ile cevaplandığı bu hikaye bize aslında sevmek üzerek yaratıldığımız öğrenme arzusuyla ilerlediğimiz ve ancak inançlarımız ile var olduğumuzu anlatıyor.
İkinci Hikaye;
Küçük bir yumurta vakasının nasıl da koca bir yangına mâl olduğunu anlatıyor. Kin, nefret, intikam… insanı, sevmekten uzaklaştıran duygulardı. İnsanız her duyguya sahibiz ama yazarın da dediği gibi “Kıvılcımı söndürmezsen ateşi zapt edemezsin.”
Üçüncü Hikaye; mal sahibi olanların büyüklenmesini ele alan sayfalarda , hasetlenen köylülerin aslında hiç bir sorunu çözemediğini aksine büyüttüğünü ancak iyi niyetin feraha kavuşturacağını anlatıyor
Dördüncü Hikaye; çocuksu yanımızı öldürmeden büyümemiz gerektiğini vurguluyor.
Beşinci Hikaye; kıskançlığın yalnızca şeytandan olduğunu, kardeşiyle rekabet haline girenin çok malla yoldan çıktığını gösteriyor.
Altıncı Hikaye; yine huzurun çokda olmadığını , sevmede sevilmede muhabbette olduğunu yazarımız bir kez daha bize açıkça gösteriyor.
Düşüncesiyle, felsefesiyle, yaşayışıyla kendini sevdiren yazarımız bu kitabında da kendine uygun hikayeleriyle bizi bir kere daha kendine hayran bırakıyor. Her yaşa hitap eden bu kitapta bir çok farkındalıklar yaşıyoruz.