Kinyas ve Kayra romanından sonra diğer kitaplarının beni etkileyeceğini düşünmezdim. Azil beni yanılttı. Okurun, romanlarında kendinden bir parça bulabileceği nadir yazarlardan. Asilde de bunu gördüm. Her ne kadar sürekli sorgulamamı sağlasa da bir o kadar da sorularımın cevabını buldum kitaplarında. Asil, zihnini inandırdığı bir kurgunun içinde yer aldığının farkındadır ve doğru, söylediklerinin inşa ettiği gerçekten ibarettir. Birçoğumuzun yaptığı gibi aslında. Bu sebepten Asil'in yaşadıklarını, bazı toplumsal sorunları, delilik ile deha arasında seyreden bir hayatı yazarımız biz okurlara yansıtır.
Zihinde mutlak ya da özgür irade diye bir şey yoktur, sadece zihnin bir nedene bağlı olarak şu ya da bu seçimi yapması belirlenmiştir; aynı şekilde bu neden de başka bir nedene bağlı olarak belirlenmiştir, bu başka neden de yine başka bir nedene bağlı olarak belirlenmiştir ve bu böyle sonsuzca sürer gider.
Seda Ç. Anlam aramayın dediğini söylemedim ki.
Her neyse.. Bana göre anlam acıya karşı duruş göstermek veya an'ı haz alarak yaşayabilmek olabilir. Ardımda fikirlerimi döktüğüm bir yazıdan keyif almak, bir eser bırakmak olabilir. Kişinin nasıl baktığıyla alakalı. Ama genel anlamda her şey ne anlama geliyor dersek metafiziğe girmemiz gerekiyor bu da kişiye göre değiştiğinde kaos yarattığı için dönem dönem bir takım ön kabuller öne sürülmüş ve ilahi çerçeveye sokularak insanlara kabul ettirilmiş. Çoğunluk sorgulamıyor. Uyumsuzluklar da bu kabullerin uygulanamayışıyla alakalı. Anlamı yok da bir fikir ama arayışın yanında çok sönük kalıyor. Sen ne dersin @Nefertiti_i müsait olunca seni sahneye bekliyoruz konu tam senlik :)
Zihinde mutlak ya da özgür irade diye bir şey yoktur, sadece zihnin bir nedene bağlı olarak şu ya da bu seçimi yapması belirlenmiştir; aynı şekilde bu neden de başka bir nedene bağlı olarak belirlenmiştir, bu başka neden de yine başka bir nedene bağlı olarak belirlenmiştir ve bu böyle sonsuzca sürer gider.
Seda Ç. Niye varız sorusuna kanıtıyla net bir cevap verebilecek kişi peygamberliğini ilan eder. Bütün uyumsuzluklar bu sorunun her yerde farklı yorumlanıp doğruluğunun dikte edilmesiyle başlamadı mı?