Bir Okur...

Bir Okur...
@Bir_okur43
İstiyorsan Hakk’a varmayı, Meslek edin gönül almayı, Bırak saraylarda mermer olmayı, Toprak ol, bağrında güller yetişsin...
Berlin Antlaşması
Berlinde tavizler ve kayıplar verildiğini ifade edenler 93 Harbi yıkımını ve Ayastefanos Antlaşması'nı unutarak konuşanlardır. Bunlar, “Kıbrıs İngiltere'ye verildi" diyerek büyük yaygara koparmakta Midhat Paşa ve avanesinin devleti düşürdüğü korkunç girdabı unutmaktadırlar, Zira gerçek ve sıhhatli bir yorum ancak 93 Harbi'ni iyi analiz etmek ve ardından iki antlaşmayı yan yana koymak suretiyle yapılacak bir değerlendirme neticesinde ortaya çıkabilir.
Sayfa 69·Kitabı okudu
Tarih
Berlin Antlaşması’nı sadece Midhat Paşa ve çevresi üzerinden yorumlamak, tarihsel gerçekliğin bir yönünü görüp diğerini göz ardı etmektir. 93 Harbi’nden sonra Ayastefanos Antlaşması'nı imzalayan hükümet değil, Berlin’e razı olan da II. Abdülhamid yönetimidir. Kıbrıs’ın İngiltere’ye “geçici” olarak bırakılması gibi kritik kararlar da Abdülhamid’in bilgisi ve onayıyla alınmıştır. Dolayısıyla her şeyi Midhat Paşa’ya yıkıp Abdülhamid’i temize çıkarmak tarihsel adaleti zedeler. O dönemi bütüncül ve objektif bir şekilde değerlendirmek gerekir. Abdülhamid’in merkeziyetçiliği ve muhalefeti tasfiye politikaları da bu süreçte göz önünde bulundurulmalıdır.
Önceki 1 yanıtı göster
Objektif bakalım derken hakikati ve Hakân'ın hakkını göz ardı etmemek gerekir.
Berlin Antlaşması
Berlinde tavizler ve kayıplar verildiğini ifade edenler 93 Harbi yıkımını ve Ayastefanos Antlaşması'nı unutarak konuşanlardır. Bunlar, “Kıbrıs İngiltere'ye verildi" diyerek büyük yaygara koparmakta Midhat Paşa ve avanesinin devleti düşürdüğü korkunç girdabı unutmaktadırlar, Zira gerçek ve sıhhatli bir yorum ancak 93 Harbi'ni iyi analiz etmek ve ardından iki antlaşmayı yan yana koymak suretiyle yapılacak bir değerlendirme neticesinde ortaya çıkabilir.
Sayfa 69·Kitabı okudu
Tarih
Berlin Antlaşması’nı sadece Midhat Paşa ve çevresi üzerinden yorumlamak, tarihsel gerçekliğin bir yönünü görüp diğerini göz ardı etmektir. 93 Harbi’nden sonra Ayastefanos Antlaşması'nı imzalayan hükümet değil, Berlin’e razı olan da II. Abdülhamid yönetimidir. Kıbrıs’ın İngiltere’ye “geçici” olarak bırakılması gibi kritik kararlar da Abdülhamid’in bilgisi ve onayıyla alınmıştır. Dolayısıyla her şeyi Midhat Paşa’ya yıkıp Abdülhamid’i temize çıkarmak tarihsel adaleti zedeler. O dönemi bütüncül ve objektif bir şekilde değerlendirmek gerekir. Abdülhamid’in merkeziyetçiliği ve muhalefeti tasfiye politikaları da bu süreçte göz önünde bulundurulmalıdır.
Bazı şeylere kötünün iyisi olarak bakmak lazım. Abdülhamid Han'ın yaptığı şeylerde kötüyü bir nebze de olsa siyaset kullanarak iyiye çıkarmaktı. Berlin Antlaşması, Karlofça Antlaşması'nın ardında Balkanlar'daki Osmanlı varlığının yok edilmesi yolundaki ikinci büyük adımdır. Ancak Ayastefanos Antlaşması'nın aksine Osmanlı'nın 35 yıl daha Balkanlar'da kalmasını sağlamıştır. Rusya, Ayastefanos ile elde ettiği birçok haktan mahrum olmuştur. Yine aynı şekilde Kıbrıs meselesi de aynı şekildedir.
1 yanıtı göster
Çok sorulan şahsiyet:Nurettin Yıldız
Hâlâ internette dolaşan videolarında geçen şu sözleri Müslümanları rencide etmektedir: “Resulullah bile kâmil değildi, mürşid nasıl kâmil olur?” “Âdem (aleyhisselam) çocuklarını yetiştirmeyi beceremedi.” “(Hazreti) Ebubekir (haşa) bir hurma fidanı için ağzını bozmuştur, kelepir gelmiş sana, acından ölecekmiş gibi bir hurma fidanı için ağzını bozabiliyor… Mal sevgisi ve şehvet tehlikesinden Ebubekir’in bile garantisi yoktur.” “(Hazreti) Ebubekir bizim hayatımıza ulaşamaz. Gelsin internet çağında bir Ebubekir Sıddık olsun göreyim onu…” Mevlit kutlayanları Hıristiyanlara benzeten Yıldız, vefat edenin de ruhuna Kur’ân okunmaz diyebilmektedir. Yine peygamber efendimizden şefaat isteyenleri “ şefaat ya resulullah’mış! Bırakın bu edebiyatları!” diyerek aşağılamaktadır.
Sayfa 267 - KTB Yayınları·Kitabı okudu
Din
(Hadis-i Şerif) “İnsanlar helâk olur; ancak, bilenler hariç. Bilenler de helâk olur; ancak bildiklerini yaşayanlar hariç. Bildiklerini yaşayanlar da helâk olur; ancak ihlâslı olanlar hariç. İhlâslı olanlar da her an onu kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyadırlar.” (Keşfü’-Hafa, 2:312)
Behlül Dana Hazretleri
Behlül Dânâ hazretleri bir gün kumlarla, çer çöple ev-köşk yapıyormuş, gören oyun oynuyor zannedermiş. Harun Reşid yanından geçerken soruyor: 🌹 Ya Behlül ne yapıyorsun? 🌹 Cennette evler-köşkler yapıyor satıyorum. 🌹 Peki kaça satıyorsun? 🌹 Bir altına. Harun Reşid, bizim kardeşe yine bir şeyler oluyor, diyerek gitmiş. Ertesi günü Harun Reşid'in hanımı da görmüş, o da sormuş: 🌹 Behlül ne yapıyorsun? 🌹Cennet için ev yapıp satıyorum. 🌹 Peki kaça satıyorsun? 🌹 Bir altına. 🌹 Peki al bir altını. Akşam Harun Reşid rüyasında Cennette bir köşk görmüş, güzel mi güzel, çok beğenmiş, demiş ki bu köşk kimin? (Hanımınızın) demişler. Ertesi gün gördüğü rüyanın tesiriyle Behlül Dânâ hazretlerini aramış. Bakmış aynı yerinde yine kumlardan, çer çöpten evler-köşkler yapıyor. Harun Reşid soruyor: 🌹 Ne yapıyorsun? 🌹 Cennette ev-köşk yapıyorum. 🌹 Peki kaç para? 🌹 Bin altın. 🌹 Dün bir altın diyordun bugün bin altına çıkarmışsın. Bunun sebebi ne? 🌹 Hanımınız dün görmeden bir altına aldı. Ama sen gördükten sonra istiyorsun. Onun için bin altın bile az. 🌹Görmeden inanmak önemlidir. Bakara suresi'nin(3) başında, iyiler övülürken, (Onlar gayba inanırlar) buyuruluyor. 🌹Mümin söze inanır, münafık ise göze...
1000Kitap
Bu yorum görüntülenemiyor