Yılmaz Eren

Yılmaz Eren
@Birdman31
Hikayenin sonunda herkes toprak sahibi olacak
Otomasyon teknolojileri( alım olmadığı için (inşaata VİP AMELE
Lise
Hatay
HATAY KIRIKHAN
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Karanlığa hapsolmuş bir ruh, tüm gizemi bir anda çözülmüş oldu. Odalar buz kesti sabaha karşı... İnsan ne hissetti? Geçip giden hayatını mı, yoksa boşa geçen zamanını mı duyar oldu sanki? ​İçimde korkunç bir telaş, evimde hüzün dolu bir yaş. Sanki tekrar yaşamak istercesine bekler oldu günleri. ​Bilmeksizin yaşar oldu insan. Vakit ölmeyi beklemezdi ama, günlere âşık olmuştu. Bu dünya karmaşık gizemi açık bir sır gibiydi: İnsan anlar oldu, toprak olunca geride kalan dostlar ne ara unutur o masum gülen gözlerini? ​Bir bilseydin gelip gideceğini, sessizce giderdim buralardan. ​Bir varmış, bir yokmuş; her derdi çeken bir garip varmış... Ve sonsuza dek ot olup gitmiş.
Reklam
Aşkı zehir olmuş bir beden; kafası düşünmekten yıpranmış bir zihin; vedalara alışan bir yürek... Ancak bir şey hep aynı kalıyor: Fazlaca güven ve sadakat. ​Bunu aşırı şekilde yapmaktan hep tökezliyorum. Yavaşça ne zaman kalkmak istesem, tekrar doğmak istesem hep bir aksilik oluyor. Neden? Ben de çok isterim bir şeyler olmasını. Neden her defasında üzülerek yeniden başlamak zorunda kalıyor umutlarım? Neden? ​Bir şey yolunda gitse ne olur? Dünyanın sonu mu gelir? Herkese dönen dünya bir bana gelince dönmeyi bırakır oluyor, anlamıyorum. Ne düşlesem, neyin hayalini kursam; ertesi gün yeni kırıklıkları görüyorum hayatımda. ​Bu nasıl bir yaşamak? Bu nasıl bir dünya, anlamıyorum. Bir gün gülsem, ikinci gün ömür boyu borçlu kalıyorum günlere. ​Ben hep bir aracı, hep insanların çıkarı için aradığı biri oldum bu hayatta. İşi düşen, ihtiyacı olan beni yanında istiyor. Peki ben ne yapacağım? Ne zaman düşsem, çevremdeki herkes bana yüzünü dönüyor. Yanlışı nerede yapıyorum ben? ​Daha iyi bir hayat yaşamak için çabalıyorum bu hayatta; ama gel gör ki ne bir yol ilerlemişim, ne de bir izim olmuş bu dünyada. ​Yıpranmış bir beden, çürümüş bir mental sağlık... Bunun farkındayım. Sözde derler, "çok düşünmek şeytan işidir." Peki, az düşünmeme fırsat mı tanıdınız da öyle diyorsunuz?
"Aşkı zehir olmuş bir beden, kafası düşünmekten yıpranmış bir zihin, vedalara alışan bir yürek... Ancak bir şey hep aynı kalıyor: fazlaca güven sadakat. Bunu aşırı şekilde yapmaktan hep tökezliyorum
Bir çift göze aşık olursun ,sonra bütün gözler kör.
En Uzak Yakınım
​Günler gibisin yanımda; Sadece geçiyorsun. ​Uzaktan yakın sanırdım oysa seni, En uzak olan senmişsin bana. ​Seni farklı tanıtan gözlerinmiş, Oysa bilmeden kanmışım. ​Sana ne anlatırdım dağlara, taşlara, çiçeklere; Ama onlar bile inanmıştı sana olan saf sevgime. ​Hani derler ya, İçimde ölmeyi bekleyen birileri vardı... Ona sebep olan, Senin o görünüşü saf, içi kötülük dolu olan kalbinmiş oysa. ​Ben ona kanmayı seçtim; Bilmeden inanmıştım gülüşüne. Sırılsıklam âşık olmuştum saçlarına, Dağ esintisi gibi... ​Bilemezdim ki, Beni denizde mahsur kalmış bir gemi gibi Uzaklara sürükleyeceğini. ​Bir an tükendi sandım o bitmeyen gülüşün, Bir bakınca kısılan gözlerine vurulmak kadar kolay olmadı Sana âşık olduğumu söylemek. ​Sadece derin düşüncelerde düşler oldum; Beni bırakıp son kez gittiğini...
Reklam