Aşkı zehir olmuş bir beden; kafası düşünmekten yıpranmış bir zihin; vedalara alışan bir yürek... Ancak bir şey hep aynı kalıyor: Fazlaca güven ve sadakat.
Bunu aşırı şekilde yapmaktan hep tökezliyorum. Yavaşça ne zaman kalkmak istesem, tekrar doğmak istesem hep bir aksilik oluyor. Neden? Ben de çok isterim bir şeyler olmasını. Neden her defasında üzülerek yeniden başlamak zorunda kalıyor umutlarım? Neden?
Bir şey yolunda gitse ne olur? Dünyanın sonu mu gelir? Herkese dönen dünya bir bana gelince dönmeyi bırakır oluyor, anlamıyorum. Ne düşlesem, neyin hayalini kursam; ertesi gün yeni kırıklıkları görüyorum hayatımda.
Bu nasıl bir yaşamak? Bu nasıl bir dünya, anlamıyorum. Bir gün gülsem, ikinci gün ömür boyu borçlu kalıyorum günlere.
Ben hep bir aracı, hep insanların çıkarı için aradığı biri oldum bu hayatta. İşi düşen, ihtiyacı olan beni yanında istiyor. Peki ben ne yapacağım? Ne zaman düşsem, çevremdeki herkes bana yüzünü dönüyor. Yanlışı nerede yapıyorum ben?
Daha iyi bir hayat yaşamak için çabalıyorum bu hayatta; ama gel gör ki ne bir yol ilerlemişim, ne de bir izim olmuş bu dünyada.
Yıpranmış bir beden, çürümüş bir mental sağlık... Bunun farkındayım. Sözde derler, "çok düşünmek şeytan işidir." Peki, az düşünmeme fırsat mı tanıdınız da öyle diyorsunuz?