HistorianWoman

HistorianWoman
@Birkitapperisiiii
EVLİ Asi (eski ve kapalı hesabımdır.)
Tarih Öğretmeni
İstanbul Üniversitesi Tarih 2016/2020
9 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı
10/10
·336 syf.·
2025 15. kitabı
Bülent Şahin Erdeğer
8.7/10 · 205 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
ARZ OLSUN ...
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
Bu kitabın inceleme ihtiyacı yok reklama ve tanıtıma ihtiyacı var çünkü İstanbul surlarının turizme acilen kazandırılması lazım...Alkol, fuhuş,esrar ve hatta cinayet mekanı olmaktan çıkarılıp ,en hızlı ve kesin şekilde tam olarak kitapta anlatıldığı gibi çağlara tanıklık etmiş tarihi mirasının dünyaya yeniden kazandırılması gerek.Surlara çok yakın büyümüş biri olarak hergün önünden onların sadece eski bir savunma duvarı olduğunu düşünüp geçen şehir kalabalığını durdurup ellerine şu kitabın bir kopyasını amme hizmeti olarak dağıtmak isterdim.Konunun kitapla da bir ilgisi yok aslında... Kitap herkesin kolayca anlayabileceği bir farkındalık çağrısı bana kalırsa... Talha beyin tarihi ve kültürel mirası turizme kazandırma hususundaki çabasını destekliyorum ve bu konuda yaptığı çalışmaları başarılı buluyorum.Gündelik hayatın içinden, turizm rehberi tadında yazdığı eserler dediğim gibi aslında bir farkındalık çağrısı. Zaman zaman kendisiyle fikir ayrılıklarına düşüyor olsam da bu konudaki fikirlerine katılıyorum.Surlar konusunda verdiği tavsiyelere kulak verilmeli...
Payitahtın KapılarıTalha Uğurluel · Timaş Yayınları · 202552 okunma
"Bahçıvan ve Ölüm” Üzerine
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2025 23:53
“Bahçıvan ve Ölüm”ü bir süredir kitap sayfalarında, öneri listelerinde, insanların cümle aralarında görüp duruyordum. Sanki bir şey beni sürekli ona çağırıyordu. Dayanamadım, okumaya karar verdim. Üstelik kitabı bana annem hediye etti… Öğretmenler Günü’nde. Bu bile yetiyor aslında: Hayat bazen kelimelerden önce işaretler gönderiyor. Uzun zamandır ölümün etrafında dolaşıyor ama ona hiç göz ucuyla bile bakmak istemiyordum. Yine de bu kitapla birlikte, kaçtığımı sandığım o duygu, aniden bastıran bir dolu gibi üzerime indi. Yazar ne edebi oyunlar peşinde ne süslü cümlelerde; acısını saklamadan, hiçbir kalkan kullanmadan dökmüş sayfalara. Ama bazı yerlerde… bazı cümlelerde… öyle bir şey oluyor ki: kelime dediğin, insanın boğazında bir taş kesiliyor. Kitabı okurken birkaç kez, farkına bile varmadan sökülüp gitti içim. Histeri ile farkındalık arasında bir yerde, insanın kendini ele verdiği o sessiz kırılma anlarında ağladım. Çünkü yazarın yaşadığı acının aslında benim gelecekte bir gün mutlaka dokunacağım bir gerçek olduğunu görmek, dayanılmaz bir ağırlık taşıyor. Ertelediğim, unuttuğumu sandığım, “şimdi sırası değil” diyerek kenara ittiğim o gerçekle yüzleşmek… sözle tarif edilmez. Bazı pasajlarda kendi ailemin gölgesi vardı; kendi ebeveynlerimin sesini duyar gibi oldum. Üstelik dedelerimin ikisini de, biri çok yakın zamanda olmak üzere toprağa verdim. Babam babasını kaybetti. Kitabı okurken yalnızca bir başkasının acısına tanıklık etmiyordum; kendi gerçeğime, babamın içinde taşıdığı dev dalgaya, ailemin görünmez yaralarına da dokunuyordum. Bu yüzden dağıldım. Belki de paramparça oldum. Bu kitap… Evet, teselli etmek için yazılmamış. Bazı evlatların kendine acı çektirmemek için uzak durması gereken türden. Ama aynı zamanda “bir gün herkesin kapısını çalacak olan hakikat”i
1000Kitap
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma