ʙɪ̇sᴇʜᴀᴘ ❀

ʙɪ̇sᴇʜᴀᴘ ❀
@Bisehap_47
Evli ꨄ︎İ𑁤 Yiğit Efe'm Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü... instagram.com/bisehap0701/pro...
#Kalemimden16
Duygusal Olmak, Zayıflık Değldir!.. Beni tanıyan herkesin dilinde aynı cümle var: "Çok duygusalsın!" Sanki duygusal olmak bir kusurmuş gibi, sanki hislerimi yoğun yaşamak beni zayıf yapıyormuş gibi… Oysa ben, insanları, olayları, anıları kalbimde hissederek yaşayan biriyim. Ne zaman bir şeye üzüldüğümü belli etsem, gözlerim dolsa ya da birine içten bir şekilde sarılsam, hemen eleştiri oklarına hedef oluyorum. "Bu kadar duygusal olma!", "Her şeyi bu kadar büyütme!", "Güçlü olmalısın!" diyorlar. Peki ya güç, duyguları bastırmak mıdır? Bir insanın iç dünyasını yoğun yaşaması, onu zayıf mı yapar gerçekten? Ben, bir müziği dinlediğimde kalbimin titreşmesini, bir çocuğun gülüşünde huzur bulmayı, bir dostun üzüntüsüne ortak olmayı seviyorum. Belki de duygusallığım benim en büyük gücüm. Çünkü ben, hayata sadece gözlerimle değil, kalbimle de bakıyorum. Herkes benden daha az hissetmemi bekliyor, ama ben değişmek istemiyorum. Çünkü duygularım beni ben yapan en değerli yanım. Eğer bu dünyada biraz daha anlayışa, biraz daha sevgiye ve biraz daha içtenliğe ihtiyacımız varsa, o zaman duygusallık bir eksiklik değil, en büyük erdemlerden biri olmalı. Bisehap 🖊️
1000Kitap
Reklam
#Kalemimden15
Erteleme! Güneş doğdu, dünya hareket etti ve zaman hiç durmadı. Ama sen… Sen bir kez daha beklemeyi seçtin. Bir kez daha yarına bıraktın. Oysa yarın, bugünün yorgun bir yankısından başka ne olabilir ki? Hayallerin, duvarın ardında seni bekleyen gölgeler gibi. Dokunmak istiyorsun ama hep bir adım geride duruyorsun. Cesaretin, içinde filizlenen bir tohum gibi, ama su vermediğin için solup gidiyor. Ertelediğin her an, senden çalınmış bir hikâye. Başlamayan cümleler, yarım kalan şiirler, hiç söylenmemiş itiraflar… Ve farkında mısın? Birikiyorlar. Her biri ağır bir zincire dönüşüyor, seni olduğun yere bağlayan. Ama zaman beklemez. Hayat, bekleyenleri değil, cesaret edenleri ödüllendirir. O yüzden, şimdi kalk ve adım at. Bir harf yaz, bir kelime fısılda, bir düş kur… Çünkü bugün, hayatını değiştirmek için en doğru an. Erteleme! Bisehap🖊️
1000Kitap
#Kalemimden14
Ömür: Bir Solukluk Rüya Ömür, avuçlarımızdan kayan ince bir kum tanesi gibidir; ne kadar sıkı tutmaya çalışsak da parmaklarımızın arasından usulca süzülür. Zamanın telaşlı akışında bazen bir bahar sabahı kadar hafif, bazen bir sonbahar akşamı kadar hüzünlüdür. İlk nefesle başlayan bu yolculuk, bir çocuğun masum kahkahasında yankılanır, bir gencin hayallerinde filizlenir, bir yaşlının gözlerinde hatıralara dönüşür. İnsan ömrü bir şiir misali, her dizesinde başka bir his barındırır: sevinçler, kederler, umutlar ve vedalar… Sonunda, gün batımına karışan bir kuş cıvıltısı gibi sessizce tamamlanır ömür. Geriye yalnızca, nasıl yaşandığına dair bir iz, bir sıcaklık, bir anı kalır. Çünkü asıl mesele uzun yaşamak değil, yaşanmışlığın izini ruha işleyebilmektir. Bisehap🖊️
1000Kitap
Yorumlarınızı beklerim..
1000Kitap

ʙɪ̇sᴇʜᴀᴘ ❀

@Bisehap_47
·
#Kalemimden13
ŞÜPHE: RUHUN GİZLİ FIRTINASI Şüphe, insanın zihninde büyüyen, kökleri derinlere inen, dalları bilinmeze uzanan bir ağaç gibidir. Kimi zaman meyve verir, hakikati anlamamıza yardımcı olur; kimi zaman ise kökleri çürütür, ruhumuzu içten içe kemirir. O, varlığımızın ayrılmaz bir parçasıdır—ne tamamen ondan kurtulabiliriz ne de tamamen ona teslim olabiliriz. Şüphenin Doğası İnsan, bilinmezin karşısında çaresizdir. Bilmek ister, fakat bildiklerinin gerçek olup olmadığından emin olamaz. İşte bu bilinmezlik, şüphenin en büyük besinidir. Bir düşünün, Descartes bile “Düşünüyorum, öyleyse varım.” derken şüpheyi temel almıştı. Zira o, varoluşunun bile kesinliğinden emin olamıyordu. Şüphe etmese, varlığını sorgulama gereği duymasa felsefesinin temellerini atamazdı. Ancak şüphe, her zaman aklı aydınlatan bir meşale gibi yanmaz. Bazen bir ateş gibi yakar, bazen de bir gölge gibi insanı içine çeker. Güvensizliğin, paranoyanın ve huzursuzluğun temelinde de o vardır. İnanç ve Şüphe Arasındaki Savaş İnanç ile şüphe, sürekli savaş hâlinde olan iki düşmandır. İnsan, bazen bir fikre ya da bir insana inanmak ister; fakat içindeki şüphe onu engeller. Oysa bazen de, hiçbir şüphe duymadan kabul ettiği bir şeyin doğru olup olmadığını ancak yıllar sonra fark eder. Ne tamamen şüpheyle yaşamak mümkündür ne de her şeye körü körüne inanmak. İnsan ilişkilerinde şüphenin etkisini düşünelim. Güvenin temeli sarsıldığında, geriye yalnızca şüphe kalır. Dostluklar, aşklar, aile bağları; hepsi şüpheyle test edilir. Birinin sözlerine gerçekten inanabilir miyiz? Ya da kendimize bile tam anlamıyla güvenebilir miyiz? Belki de en tehlikeli şüphe, insanın kendisine duyduğu şüphedir. Çünkü insan kendinden şüphe etmeye başladığında, ayaklarının altındaki zemin kaymaya başlar. **Şüphenin Sanata ve
1000Kitap
#Kalemimden13
ŞÜPHE: RUHUN GİZLİ FIRTINASI Şüphe, insanın zihninde büyüyen, kökleri derinlere inen, dalları bilinmeze uzanan bir ağaç gibidir. Kimi zaman meyve verir, hakikati anlamamıza yardımcı olur; kimi zaman ise kökleri çürütür, ruhumuzu içten içe kemirir. O, varlığımızın ayrılmaz bir parçasıdır—ne tamamen ondan kurtulabiliriz ne de tamamen ona teslim olabiliriz. Şüphenin Doğası İnsan, bilinmezin karşısında çaresizdir. Bilmek ister, fakat bildiklerinin gerçek olup olmadığından emin olamaz. İşte bu bilinmezlik, şüphenin en büyük besinidir. Bir düşünün, Descartes bile “Düşünüyorum, öyleyse varım.” derken şüpheyi temel almıştı. Zira o, varoluşunun bile kesinliğinden emin olamıyordu. Şüphe etmese, varlığını sorgulama gereği duymasa felsefesinin temellerini atamazdı. Ancak şüphe, her zaman aklı aydınlatan bir meşale gibi yanmaz. Bazen bir ateş gibi yakar, bazen de bir gölge gibi insanı içine çeker. Güvensizliğin, paranoyanın ve huzursuzluğun temelinde de o vardır. İnanç ve Şüphe Arasındaki Savaş İnanç ile şüphe, sürekli savaş hâlinde olan iki düşmandır. İnsan, bazen bir fikre ya da bir insana inanmak ister; fakat içindeki şüphe onu engeller. Oysa bazen de, hiçbir şüphe duymadan kabul ettiği bir şeyin doğru olup olmadığını ancak yıllar sonra fark eder. Ne tamamen şüpheyle yaşamak mümkündür ne de her şeye körü körüne inanmak. İnsan ilişkilerinde şüphenin etkisini düşünelim. Güvenin temeli sarsıldığında, geriye yalnızca şüphe kalır. Dostluklar, aşklar, aile bağları; hepsi şüpheyle test edilir. Birinin sözlerine gerçekten inanabilir miyiz? Ya da kendimize bile tam anlamıyla güvenebilir miyiz? Belki de en tehlikeli şüphe, insanın kendisine duyduğu şüphedir. Çünkü insan kendinden şüphe etmeye başladığında, ayaklarının altındaki zemin kaymaya başlar. **Şüphenin Sanata ve
1000Kitap